Yeniden Doğmak

tarafından
Şubat 14, 2026
3 dakika okuma süresi

Bir insan yeniden doğabilir mi? Bedenen doğmaktan bahsetmiyorum. Bir insan kaç yaşında olursa olsun ruhunu o ilk doğduğu zamanki haline çevirip hayata yeniden merhaba diyebilir mi? Bunun cevabı benim için evet.  İnsan ruhunda bütün kötü olan şeyleri bir kenara atıp iyileştirebilir. Hem de bir insan sayesinde. Hayatına aldığı o insan onu; yaşama sevincini geri getirip o çocuksu masum, her şeye gülen , hiçbir şeyi düşünmeden yaşadığı o haline dönebilir. Aşk dediğimiz duygu kimileri tarafından aptallık gibi görülse de ruhu besleyen o güçtür. Bazen insanı uçurumun kenarına götürse bile doğru insanı bulunca onun kaybolduğu yerdeki haritası olur. Bütün kapalı kapılarının kilidini açan anahtar, ördüğü duvarları yavaş yavaş yıkan o el olabilir.

Çocukken aldığımız yaralar büyüdüğümüzde kalıcı bir yara izi gibi görünmese de kalbimizin bir yerinde hala canımızı acıtır. Zamanla kendimizi iyileştirir daha dayanıklı hale getiririz. Ama ne demişler insanlar birbirlerini yaralarından tanır. Aynı acıyı paylaşan kişiler daha iyi anlarlar birbirini. Çünkü neyden korktuklarını, neye üzüldüklerini en iyi kendileri bilir. ‘’Bazı ruhlar evvelden aşinadır birbirlerine’’ diye bir söz vardır. İnsan yarasını bildiği birini görünce onu sanki daha önceden tanıyormuş gibi hisseder. Ve bu his o kadar güçlüdür ki kendisini ona karşı içinde bir sevgi tohumu ekerken bulur. O tohum zamanla yeşermeye başlar. Büyürken ne kadar çok darbe alsa da bazen solmaya yüz de tutsa, sonunda mutlaka çiçek açar. Çünkü sevgi böyle bir şeydir; emekle beraber daha dayanıklı hale gelir.

Kimileri de aşk denilen şeyin acı verici bir duygu olduğunu söyler. Sanki hep özlemeyi ama hiç kavuşamamayı, yanında olmak isteyip ona dokunamamayı, yani 'onun için canını verebilirsin ama onunla beraber olamazsın' diye her zaman fısıldayan bir ses gibidir aşk. Gerçekten böyle midir yoksa hayatımızdaki insanlar mı aşkı böyle tanımlamamıza sebep oldular? Bana göre bunun cevabı ikincisi, çünkü aşk karşılıklı olunca insana dünyanın en mutlu kişisi gibi hissettiren duygunun ta kendisidir.  Kendini onun yanında huzurlu hissedersin, onunla bir gelecek düşünürsün, beraber o aşkı inşa edersin. İnsanlar sevebileceğin, aşık olacağın insanı seçemezsin derler, hatta nasıl olduğunu bilmeden kendini kapılmış bulursun. Gurur ve Önyargı kitabında geçen bir alıntı şöyle der: "Her şeyi başlatan saati ya da yeri veya bakışı ya da sözleri ayırt edemiyorum. Çok zaman önce, başladığını anlamadan kendimi ortasında buldum."1

İşte aşk tam olarak böyle bir şeydi benim için; ne zaman, nasıl oldu bilmiyorum. Ama hatırladığım bir şey vardı; onu ilk gördüğüm gün. Giydiği gömlek, pantolonunun rengi, saçlarının şekli... Hâlâ aklımda ve oradan hiç gitmiyor. Gülüşünde öyle bir büyüleyicilik vardı ki, bana güldüğü o an daha önce hiç kimseyi güldürememişim gibi hissetmiştim. Ona ne zaman aşık oldum bilmiyorum. O ilk an mı emin bile değilim. Sadece bu duygu o kadar büyüktü ki kalbimin hepsini komple kaplamıştı. Sanki daha önce kimseyi sevmemiştim. Kendisi hayatıma girdiği an daha önce tanıştığım tüm yüzler, duyduğum tüm sesler silindi. Bir bebeğin doğdu anda bildiği tek kişinin annesi olması gibi benim de tek tanıdığım yüz onun yüzü oldu. Hayatımda var olan renkler griliğini kaybetti. Şimdi güneş, gözümü kamaştıran sarı, gökyüzü ise masmaviydi. Kuşlar sadece uçmuyor, cıvıldıyordu. Ve ben, ben artık içten gülümsüyordum. Her şeyi en baştan onunla öğrendim. Sevmeyi de sevilmeyi de. Zamanla hayatımdaki yeri o kadar önemli bir hale geldi ki her anımı onunla yaşamak istiyordum. Hala da istiyorum. Şu yaşıma kadar pek çok yanlış seçim yapmışımdır, ama onun yaptığım en doğru seçim olduğunu  biliyordum. Yıllar önce büyüttüğüm, şimdi kalbimin en saklı köşesinde duran o küçük kız çocuğu tekrar ortaya çıkmaya başladı. Yine koşuşturdu, ağlayacağını düşünmeden güldü durmadan. O anlara tekrar döndü ama artık korkmuyordu; düşmekten, dizlerinin kanamasından. Korkmuyordu çünkü, bu sefer onu yerden kaldıracak o eli sımsıkı tuttuğunu biliyordu. Yeniden doğmak demiştim ya, tam da böyle bir şey olsa gerek.

Ellerimi hiçbir zaman bırakmadığın için teşekkür ederim…

WhatsApp Image 2026-02-03 at 14.10.45
  1. Austen,J. (2006). Gurur ve Önyargı (H. Koç, Çev.). İş Bankası Kültür Yayınları. ↩︎

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Bunu Kaçırma!

Sinema Dünyasının Aşık Çiftleri

Her sanat dalında olduğu gibi sinema