Her şeyini kaybettiğini sandığın anlar vardır. Hayat tüm gücüyle üzerine gelir, battıkça daha da batarsın. Yürümeye çalıştığın tüm yollar tıkanmış, ışıkların hepsi sönmüştür. Ya yalnızlık ya da uyku, bir çözüm gibi gelir.
Cenazeden eve döndüğümde içimde tuhaf bir his vardı. Bu hissin adını tam koyamamıştım ama muhtemelen hüzün ile doluydum. Ne de olsa çok sevdiğim birini kaybetmiştim. Yine de o anda annemin sözleri aklıma geldi. Metanetli olmam gerektiğini söylemişti. Evet doğru, ne
Çok uzun yıllardır var olan, üzerine sayısız araştırma yapılan, kitaplar yazılan, her daim sorgulanan, belki evrilen, değişen dönüşen bir kavram feminizm. Aynı zamanda uğruna savaşlar verilen. Bugün bu satırları yazma niyetim, kısıtlı
Sen bir mütebessim; yok tebessümünü anlatacak nağme.Dünüm ve bugünüm sen, yarınım yine seninle süren cendere.Sensiz yetim kalmış gönül, kalabalıkların içinde.Kendimi sebatsız sanardım, meğer yürek kök salmış gülüşünde. Her şeye gamsız yüreğim; tek
Her şeyi kolaylaştırmak hayatı zorlaştırmadı mı? İnsanlar tarafından geliştirilen adının bile güven vermediği yapay zekânın neresinden tutalım? Sınırsız ve gösterişli görünen ama sınırları çizili bir kürenin tekrar ve soğuk bilgisinden nasıl ummana
“Komşuluklarımız da mekân gibidir, kolonları ve duvarları vardır. Bu komşuluk sadece bir mahallede, bir apartmanda yaşayarak değil, aynı zamanın içinde yaşayarak da deneyimlenir. Aynı anın içerisinde olsak da hissettiklerimiz çok farklı olabilir.
Bir öğretmen olarak, gençler ve genç yetişkinlere yönelik eksikliğini hissettiğiniz bir konuda kitap yazıyorsunuz. Eser felsefi bir roman, ama aynı zamanda hitap ettiğiniz kişilerin merakını ve hayretini de elden bırakmayacak fantastik bir
Uyandı. Göğsünde betondan bir tuğla vardı. Panikledi nereden geldiğini bilmiyordu. Ağırdı, çok ağırdı. Söküp atmak istedi. Ama beton kalbine çakılmıştı. Sökmeye çalıştıkça kalbi de yerinden çıkıyordu. Ayakları, kolları uyuşmuştu. kalbi uyuşmuştu. Bilinci
Biz hep büyümeyi takvimlerin değişen sayfaları sandık. Her doğum günü pastasına bir mum daha koyarken, her yıl omuzlarımıza görünmez bir yük daha bırakacaktı hayat. Tuttuğumuz dilekler, zamanla azalacaktı mesela. Yüklerin altında ezilecekti
Gerçek dediğimiz şey, gerçekten gördüğümüz şey mi?
Bir görüntü, bir haber, bir paylaşım, bir fikir…
Bize gösterilen şey ne kadar gerçek, gerçeğin kendisi ne kadar temsil?
Takip Et