Bir Şehir Ne Zaman Turistlere Ait Olur? 

tarafından
Mayıs 21, 2026
3 dakika okuma süresi

Son yıllarda özellikle tatil bölgeleri için sık sık aynı yorum yapılıyor: “Orası artık turistlerin olmuş.” Yerel halkın yaşadığı mahallelerin kısa süreli kiralamalara dönüşmesi, kalabalıklaşan sokaklar ve giderek yükselen fiyatlar birçok insanı rahatsız ediyor. Çoğu zaman bunun yalnızca bize özgü bir durum olduğunu düşünüyoruz ancak benzer bir tablo son yıllarda Avrupa’nın farklı şehirlerinde de ortaya çıkmaya başladı.

Turistlerden rahatsızlık denince akla gelen ilk durağımız Barcelona.

Aslında Avrupa’da “aşırı turizm” tartışmaları yıllardır var ancak bu durumun gündemi ciddi şekilde meşgul etmesi 2024 yılını buluyor. Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde bu duruma dikkat çekmek için protestolar yapılsa da (Mallorca, Ibiza, Málaga…) konunun dünya çapında dikkat çekmesi, 6 Temmuz 2024’teki Barcelona protestolarıyla oldu. Su tabancaları, sloganlar ve otellerin önündeki protestolar kısa sürede sosyal medyada yayılarak bu tartışmanın sembollerinden biri haline geldi.

Görsel: AP Photo / Pau Venteo

Nedir bu aşırı turizm?

“Aşırı turizm” denince konu sadece insan kalabalığıyla bitmiyor. Yerel halkın en büyük öfkelerinden biri Airbnb sisteminde yoğunlaşıyor.

Eskiden kiralık evler şehir sakinlerine uzun dönem verilirken şimdi Airbnb sistemiyle evlerin kiracıları giderek turistlere dönüşmeye başladı. Ev sahipleri evlerini turistlere günlük kiralayarak daha fazla kazanç sağlıyor; şehir merkezlerinde uzun dönem kiralık ev sayısı giderek azalıyor, kalan evlerin fiyatları yükseliyor ve yerel halk merkezden uzaklaşmak zorunda kalıyor. Bir evin turist için birkaç günlük konaklamaya dönüşmesi, o şehirde yaşayan biri için kaybolan bir yaşam alanı anlamına geliyor.

Yani çok tanıdık gelecek bir cümleyi Barcelona’da da duyuyoruz diyebiliriz: “Kendi mahallemizde ev bulamıyoruz.”

Mahallelerde yerel halkın azalması şehir merkezlerinin yapısını da değiştiriyor. Marketler turistlere göre şekilleniyor, çoğu esnaf hediyelikçiye dönüşüyor. İstemeseler de şehir sakinleri de giderek turizme göre şekillenen bir düzenin içinde yaşamaya başlıyor.

Sorun turistler mi? 

Turizm uzun yıllardır şehirler ve ülkeler için önemli bir ekonomik kaynak. O zaman akla şu soru geliyor: Hem turizmden gelir elde edip hem de neden turistlerden şikâyet ediliyor?

Aslında mesele tamamen turistler değil; turizmle birlikte değişen şehirler. Ancak artan kalabalık, gürültü ve günlük yaşamın dönüşmesi zaman zaman doğrudan turistlere karşı bir öfkeye de dönüşebiliyor.

Özellikle Airbnb’nin yoğun olduğu bölgelerde insanlar eski komşuluk hissini kaybettiklerini söylüyor. Sürekli değişen kiracılar, valiz sesleri ve kısa süreli konaklamalar bazı mahallelerin otel gibi hissettirmesine neden oluyor.

Bazı tatil bölgelerinde benzer tartışmaları Türkiye’de de görmek mümkün. Yaz aylarında yoğun turist akınına uğrayan bölgelerde yükselen fiyatlar, değişen mahalle yapısı ve kalabalık yerel halkın en sık dile getirdiği şikâyetler arasında yer alıyor. 

Sosyal Medya: Şehrin Yeni Sakini 

Bu rahatsızlığın artmasında sosyal medyanın rolü tabii ki büyük. Eskiden sadece yerel halkın bildiği sokakları, küçük kafeleri ya da gizli koyları artık herkes birkaç video ile görebiliyor. Şehirler de giderek ziyaret edilecek yerlerden çok, deneyimlenecek içeriklere dönüşüyor.

Şehirlerin Aynılaşması 

Turizm şehirleri görünür hale getirirken aynı zamanda birbirine benzetiyor olabilir mi? Aynı kafeler, aynı fotoğraf köşeleri, aynı turistik pozlar… Bir yerden sonra gerçek hayat sosyal medyanın canlanmış hali gibi görünmeye başlıyor.

Bir zamanlar şehirleri özel yapan şeylerden biri yerel yaşamın kendisiyken, bugün birçok bölge giderek ziyaretçiler için tasarlanmış bir deneyim alanına dönüşüyor. Bu değişim ise birçok şehirde yerel halkın kendi yaşadığı yere yabancılaşmasına neden oluyor.

Peki Şehirler Kimin İçin?

Şehirler artık yaşayan insanların mı, yoksa ziyaret eden insanların mı etrafında şekilleniyor?

Gelişen teknolojiyle birlikte seyahat etmek hiç olmadığı kadar kolay hale geldi. Kalacak yer bulmak, uçak bileti almak ya da daha önce yalnızca filmlerde gördüğümüz şehirleri ziyaret etmek artık çok daha ulaşılabilir. Sosyal medya ise bu yerleri sürekli görünür hale getirerek turist hareketliliğini daha da artırıyor.

Elbette turizm birçok şehir için önemli bir ekonomik kaynak ve dünyanın farklı yerlerini keşfetme fikri hâlâ heyecan verici. Ancak bütün bu değişim, bazı şehirlerde yerel yaşamın geri planda kalmasına neden oluyor. Avrupa’daki protestolar uzak bir tartışma gibi görünse de, benzer değişimleri zaman zaman Türkiye’de de hissediyoruz. Belki de bütün bu tartışmalar sonunda aynı soruya çıkıyor: Bir şehir, o şehirde yaşayanlar için mi şekillenmeli, yoksa onu ziyaret edenler için mi? 

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Bunu Kaçırma!

Panspermia: Göklerden Gelen Yaşam Tohumları

İnsanlık tarihi boyunca sorulan en kadim