İnsan, doğası gereği hep savaşmak zorundadır. Hayat aslında bir savaştır, vazgeçmeme savaşı. Bu savaşın ne kazananı ne de kaybedeni vardır. Sadece güçsüzler ve güçlüler vardır. Son perde kapanana kadar.
Vazgeçmek, bu savaşın güçsüz tarafına geçmek demektir. Güçlülere direnmemek, adımları yavaşlatmak, bazen de uçurumdan aşağı düşmek… Hayatı sayfaları eksik bir kitap gibi okumak lazım bazen. Beyaz bir sayfaya kadar okunacak satırlar bazen çok bazen hiç yoktur. Vazgeçmeyenler beyaz bir sayfa aramazlar kendilerine, her satır arasında yeni bir başlangıç yaparlar. Pes eden güçsüzler ise, kitabı hep sondan okuyanlardır. Zirveye satır aralarını okumadan gelindiğini sanan güçsüzler, inerken nasıl ineceklerini bilemezler. Onlar için asıl uçurum, zirveden nasıl ineceklerini bilmemeleridir.
Merdivenleri sağlam adımlarla, engelleri aşarak çıkan güçlüler için zirve bir son değil aksine bir başlangıçtır. Vazgeçmemek ve pes etmemek, zirveyi değil gidilen yolu önemsemektir.
Yolu sağlam adımlar atarak aşmak ise güç meselesidir. Vazgeçmemek bir güçtür. Güç, her insanın içindedir; önemli olan gücü bulabilmektir.
Karanlığın dibi, güçlüler için kocaman bir aydınlık; pes edenler için ise yolun sonudur.

Sessiz bir fısıltı dolaşır, hafif bir rüzgar gibi gelir dokunur gider… Uçuşan sayfalardan kelimeler buharlaşır, harfler bir bir yağmur gibi düşer hafızamıza. Vazgeçmediklerimiz, hafızamızdan silinmemek üzere bizimledir.
Bir bugün, bir yarın, bir gelecek için vazgeçmeyiz. Biz kendimizin devrimiyiz. Merdivenin her basamağında değişiriz, dönüşürüz, gelişiriz. Yaş aldıkça eğilmeyiz, bükülmeyiz…
Güçlü olma yolunda karşımıza çıkan tek şey sadece engeller değildir. Bazen, tutulmayan sözler de gölgemiz olur. Işığa giden zorlu yolda en çok da kendimizle savaşırız. Vazgeçmeme sanatı, en çok da kendimizle savaşımıza denir.
Son perde kapanmadan hayatın tüm engelleri seni alkışlarken gülümseyerek selam vermektir vazgeçmeme sanatı. Yastığa başını kaç defa ağırlaşmadan koyabildiğin, deliksiz uyuyabildiğin, vicdanını gülerek selamlayabildiğin anlardır vazgeçmeme sanatı. İçindeki okyanusların, derin dalgaların, ıssız ormanların ve belki kasırgaların seni kaybetmediği o evrendedir vazgeçmeme sanatı…
En çok da yola çıkmayı bilmektir. Yol, varmak için değil, giderken biriktirdiklerine değsin diye yürünür.
