Bir Dehanın İzleri – Abdülhamit Han

tarafından
Mart 30, 2026
4 dakika okuma süresi

Tarih okumak sıkıcı gelir bazı insanlara okuyamaz, tarih kitaplarından bunalır. Muhtemelen doğru kitabı bulamamıştır o insan. Her şeyin iyisini, doğrusunu aramak gerektiği gibi kitaplarda da en iyisini ve en doğrusunu aramak gerekir. Hele de okuduğunuz bir tarih kitabıysa ve okurken de yazılanlara tamamen güvenmeden, araştırmalar eşliğinde okumak gerekir elbette. Salt tarih kitabı okumayalı çok uzun zaman oldu. Kurgu içinde illaki okuyoruz elbet, ancak bu şekilde okumayı hep erteliyor, okumaktan çekiniyordum. Bilmiyorum, nereden başladı tarihe olan bu uzaklığım; ama sevgimin ne zaman yeniden filizlendiği söyleyebilirim size. Tarihi daha iyi öğrenebileceğim bir kitap arayışına geçerken birçok kişinin hatta kesimin de çok severek okuduğu Abdülhamid Han serisine çarptı gözüm ve okuma serüvenimize başladık bu şekilde.

Abdülhamid Han hakkında çokça tartışmaların ve seveni kadar sevmeyeninin de çok olduğu padişahlarımızdan birisi. Kimisi yere göğe sığdıramazken kimisi yerin yedi kat altına gömecek kadar kızgın Abdülhamid Han’a. Tarihi bilgi eksikliğimiz ve tabularımız belki de bizi bu denli alevli yapan. Okumak, öğrenmek ve eksikliklerimizi tamamlamak lazım gelse de sosyal medyadan gördüklerimize inanmak çok daha kolay geliyor hepimize. Bilgiye ulaşım ne kadar kolaylaştıysa bir o kadar tembelleşti insanoğlu aslında. Çok uzun zaman önce yalnızca 1 kitap hatta bir bilgi kırıntısını teyit etmek uğruna kilometrelerce yol kat eden insanlar varmış, bize çok tuhaf gelen bir durum belki. Çünkü neye istersek ulaşabilecek kadar yakınız şu devirde. Doğru veya yanlış, her türlü bilgi yer alıyor herkesin parmağının ucunda. Bize düşen, doğru ve yanlışı ayırt edebilmek ve doğru bilgiye ulaşmak için her türlü çabayı göstermek oluyor elbette.

Gelelim kitabımıza. Öncelikle tasarımından ve görselliğinden bahsetmek istiyorum. Sanırım okuduğum en göze hitap eden kitaplardan birisiydi bu kitap. Görsel öğelerle zenginleştirilmiş kitaplar hele de okuması en az tercih edilen tür olan tarih kitaplarını daha cazibeli ve okunası kılıyor hakikaten. Anlatılanların bir başka duyu organının şahitliği sayesinde iyice pekiştirilmesini çok faydalı buluyorum. Sayfa tasarımları sanki onlarca yıl öncesinin özel tasarlanmış kitaplarını okuyormuş gibi hissettiriyor size. Kitapların kapağındaki detaya ise bayıldım gerçekten. İki kitaplık mini bir seriden oluşan kitaplarımız iki kapak yan yana konulduğunda Sultan Abdülhamid’in suretini oluşturuyor bize. Aynı karenin bir yanında kararlı ve hevesliyken, diğer yanında yorgun ama yine de kararlı bir sultanın portresi resmedilmiş. Konusu elbette ki Sultan Abdülhamid’in hayatını esas alarak anlatılmış. Sultan’ın karakterinin şekillenmesinde, verdiği kritik kararlarında rol oynamış birçok kişiye de yer verilerek zenginleştirilmiş bir eser var karşımızda. Okurken çok iyi anlıyorsunuz o dönemin şartlarını, zorluklarını. Çünkü yazar bu hususun anlaşılması için özellikle çaba göstermiş. Olanları, verilen kritik kararları bizim şartlarımızla değil, onların şartlarıyla değerlendirmemizi birçok defa dile getirmiş kitabında. Sadece Sultan Abdülhamid’e değil, yeri geldiğinde Yavuz Sultan Selim’e, hatta Fatih Sultan Mehmed’e bile yer vermiş yazar. Okurken etkilenmemek elde değil. Yeri gelecek ürpertiden tüyleriniz diken diken olacak, yeri gelecek üzüntünüzden ağlayacaksınız bu kitabı okurken. Öyle kısımlar vardı ki okumak bile yüreğimi parçaladı. Bazı kısımlarda ise Sultan Abdülhamid’in zekasına hayran kalarak çevirdim sayfaları. Kitabı okurken birçok duyguyu bir arada yaşayacaksınız, emin olun.

Kitapta en çok hoşuma giden kısımlardan bir diğeri ise karşıt iki insanı, diğerini kötülemeden ikisinin de iyi yanlarını anlatabiliyor oluşuydu. Bu yazarın en çok başvurduğu durumlardan birisi aslında. Ve bu bakış açısına hayranım. Nasıl ki herkes aynı düşüncede olmasa bile diğerinin kararlarına saygı duyup bir arada yaşayabiliyorsa, geçmişimizde aynı düşüncede olmasalar dahi, hatta aralarında husumet olacak kadar ileri gitmiş olsalar dahi, birinden nefret ederek diğerini sevmemiz gerektiğini öğütlemiyor yazar. Hatta tam tersini söylüyor, ikisini de sevebilecek kadar geniş, yüreğimiz. Çünkü herkesin hatası olabilir, ama doğru tarafını da görmezden gelmemek gerekir. Bir insanı eleştirebilmek için önce onun seviyesine gelmek gerekir ki halini anlayabilelim. Eğer zeki ve mantıklıysanız insanlık onuruna yakıştığı sürece herkesin kararına saygı duymak insanlığımızın bir parçası. Burada önemli olan insanlık onuruna yakışıp yakışmadığını değerlendirmek oluyor.

Son söz; kitabın beni çok keyifli bir yolculuğa çıkardığını söylemeliyim. Eğer tarih okumaya başlamak istiyorsanız ve hangi kitapla başlayacağınızda kararsızsanız mutlaka ama mutlaka tavsiye edeceğim bir seri Abdülhamid Han serisi. Tarih seven veya sevmeyen herkes mutlaka okumalı. Şimdiden herkese geçmişe doğru keyifli bir yolculuk geçirmesini dilerim.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.