Bir el çantası duruyor, kapının tam ucunda.
Hazırlamamı bekliyor, son kırgın yolculuğa.
Maziden bir yüz seğiriyor, bugünümü sorarcasına.
Dünüm sana aitken susarak, geçtin gittin yanımdan.
Sert bir rüzgâr estirip, yarınımı yaralaman mı lazımdı illa?
Olan oldu diyorlar, mevzumuzu bilenler sonra.
Lakin geçti mi diye soramıyorlar, biliyorlar ne de olsa.
Durup dönüp bakmak lazım, arada bir yaraya.
Ne güne duruyor deme, merhem başucumda.
Alkol de mi alamıyor, kabuktaki çürükleri oysa?
Bağrıma basarım o vakit, geçip gideceği yoksa.
Gel zaman al yaramı git zaman, geçmişin izlerini çürütmelisin.
Kılıcım çoktandır eksik, aklımda döner durur ismin.
Göl kıyısında otursak failimle, gene dinlerdim sudaki o ferah sesi.
Deseler yanındakinin ellerinde kan izi, sense kulaklarını tıkıyorsun, ama şunu bilmelisin.
Yakan da şifası olan da aynı, cevabım hep kesin.
Kapanamayan bu yaramın, dikiş tutmaz darbesisin.

