Bu Köşeden Yürüyüşüm

tarafından
Ocak 12, 2026
2 dakika okuma süresi

Bu köşeden yürüyüşlerimin bir yenisinde dahayım. Hava serin, su bildiğin gibi kirli ve derin. Her geldiğimde aklıma gelen bazı cümlelerini de yanıma alarak buradan yürümeye devam ediyorum, hâlâ buradan yürütecek bahaneler çıkıyor evet, akşam vakti tek başıma, bir iki dostlumla gündüzün telaşında, kalabalıkken ve herkes sevdiceğiyleyken ben yalnızlığımla yürüyorum. Bir şeyler oluyor ve ben yine buradan yürüyorum. Usulca. Ettiğimiz kavgaları anımsıyorum. Şu an denizin tam kıyısındaki kaldırım taşında duran bir kedi görüyorum. Her an düşebilir; bizim gibi. Biz de hep kıyıdaydık, her an düşebilirdik. Kedi zıpladı, kaçtı; biz düştük, ıslandık.

İleride bir çift duruyor. Yaşları gençten ama bakışları yorgun. Demek ki bir kavganın akabinde banka oturmuşlar diye düşünürken buluyorum kendimi. Hemen arkasındaki bankta birkaç genç müzik dinliyor; bangır bangır çalıyor, kahkahalar patlıyor. Sohbet hoş, neşe dozunda. Arka masada mangal yapan abiler mezeleri bol tutmuş. Müzik hâlâ çalıyor; daha bir yüksek sesle çalınca gözüm hemen denizin üstündeki titremelere gidiyor. Yokluğunda seni istediğim o günlerimi anımsıyorum. Ne kadar yersiz bir istek. Kaçışını anımsıyorum sonra. Bu köşeden yürüdüğüm başka bir gece dediklerini getiriyorum aklıma. O an müzik çalmaya devam ediyor; sonra şarkıyı değiştiriyor çocuk. Kahkahalarla sohbet kesiliyor ve adeta “Al, biraz daha sesli düşün.” der gibi yüreğimde bir boşluk açılıyor. O da susuyor. Bir iç çekip yürümeye devam ediyorum, köşeden.

Ayakkabımdaki çamurlara gidiyor gözüm. Sonra senin bakışlarındaki kaçamak kayıtları hatırlayıp temizliyorum topuğuma sarkan lekeleri. Yürümeye kaldığım yerden devam ediyorum. Yaşlı bir köpek bana doğru yaklaşıyor; gözlerinde kovalamanın yorgunluğu var. Geleceğinde yiyeceği pirzolayı bilmeden ayyaşın tekinin attığı kemikteki kıkırdakları sıyırıyor, lifleri parçalayıp denize savuruyor. Tam ayağımın önünden geçiyor. Lekesi hâlâ duran o kemik.

Köpek de çok kalmıyor. Etim olmadığını fark edince biraz daha ilerliyor. Mangala yaklaştıkça alacağı ödülden habersizce gidiyor. Sonra sana yaptığım habersiz gelişleri düşünüyorum. Heves ne ve nasıl kırılır diye sorsalardı, 19 numaralı koltukta kokunu hayal ederek uyuyan o çocuktan bahsederdim. Onu bu köşeden yürüten, o perona ittiren, az biraz sövdüren şey hep aynı ihtimaldi. Yürüyorum ama duruyor gibi hissediyorum. Öyle bir dalmışım ki yanımdan geçen motorun vites değiştirmesiyle kendime geliyorum. Yolum neredeyse bitmiş; köşenin sonuna gelmişim bile, köprüye çıkıyorum.

Köprüdeyken son bir defa bunca şeyin üstesinden gelmek zorunda kalışıma kayıyor aklım, bana nasıl bir ben bıraktığını geç anladığım için kendimle gururlanıyorum. Köprünün ayağında bir ayyaş, elinde köftesi, kafası nerede belli olmayan sesi, adres soruyor, söylüyorum. O gidiyor, ben başka bir köşeye çekiliyorum.

Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi'nde Basın ve Yayıncılık, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversite'nde ise Gazetecilik bölümlerini okudum. 3 basılı kitabımın yanı sıra 180'i aşkın deneme yazım kişisel blog sayfamda ve sosyal medya hesabımda, onlarca şiirim ve deneme yazım ise çeşitli internet dergilerinde yayınlandı. Edebiyat, sinema ve oyun sektörüne dair yazılı içerikler üretmekteyim.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Bunu Kaçırma!

Biriken Sarılmalar Defteri

Altı çizilen satırların, kokusu sindi hırkalara.

Sabahları Saat Kurma, Kek Ye!

Felsefe ve edebiyat arasında tarih boyu