Geride Kalan Keşkeler

tarafından
Ekim 5, 2026
1 dk. okuma

Bugün sizlere değerini pek bilmediğimiz duygulardan, kıymetlerden ve hayatımızdaki sevdiklerimizden bahsetmek istiyorum.

​Gündelik koşturmacanın içinde garip bir kabullenişle yaşıyoruz: Hayatımızda olan her şeyin, her insanın hep orada kalacağını sanıyoruz. Oysa hayat öyle bir yer değilmiş, her şey tek bir anın içinde değişebiliyormuş. Sonsuza kadar bizimle olacağını düşündüğümüz birini ya da bir şeyi kaybetmemiz beklemediğimiz bir anda olabilir.​ Ama insan zihni işte… Garip bir aldanışla her şeyin sonsuza kadar süreceğine inanmak istiyor. Bu bazen çok sevdiğimiz bir arkadaşımız oluyor, bazen elimizde büyüyen bir evcil hayvanımız, bazen de sadece bir sürü anısı olan küçücük bir anahtarlık… Kaybedeceğimiz o günü, o saati bilmeden yaşamaya devam ediyoruz. ​Acı olan şu ki, elimizdekilerin ne kadar kıymetli olduğunu ancak onları kaybettiğimizde anlıyoruz. Ama o an geldiğinde genellikle iş işten geçmiş oluyor. Geride sadece o ağır pişmanlıklar kalıyor. ”Keşke zamanı geriye alabilseydim” diye başlayan cümleler. ”Keşke şunu yapsaydım, keşke öyle söylemeseydim” dediğimiz o keşkeler ve keşkeler…​ Birinin ya da bir şeyin artık yanınızda olmadığını bilmek çok garip bir his. İnsan tam anlamıyla bir boşlukta kalıyor. O sevgiyi, o anıyı, o yokluğu zihninde tam olarak nereye koyacağını bilemiyor. Ama zaman her şeyin ilacı değil mi? Kabul görmüş bu cümleyle avunmaya çalışıyoruz çoğu zaman. Zamanla geçeceğini düşünerek geriye üstünü kapattığımız keşkeler kalıyor. Zaman gerçekten iyileştiriyor mu yoksa bizi o yokluğa alıştırıp hislerimizi kabuklaştırıveriyor mu, emin değilim. Bildiğim tek şey, iyileştiğimizi sandığımız anlarda bile üstünü örttüğümüz o keşkelerin hep köşede bir yerlerde olduğu.

Takip et

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.