Ardımızdan akar zaman, susar insanlar.
Geleceğin yazımına, her tekrar yeniden başlar.
Bir geceye kanıp sevildiğine inananlar.
Bir mevsimde terk edilip, yok sayılacaktılar.
Mumlar üflenirken bile kaçıp, küstahça oturacaklar.
Yıl neydi aklımda? Tam şu ana kadar.
Gün aydınlık olsa bile, kararıyordu anılar.
Bir elmanın zehri, çenemden halıya akar.
Sonunu bilen Romeo’yu, hangi itiraf paklar?
Değmezmiş Juliet’e, diye mi bağıracaklar?
Panzehri neydi bu yaranın, nasıl kapanacaklar?
Sevdiğinden tiksinen yılanın, zehrini nereye akıtacaklar?
Karga sürülerine çok kulak kabartanlar.
Kanatlar kırıldığında soluğu, çöplükte alacaklar.
Bir kokuya bin yıkanıp, daha kirli kalacaklar.
Bir anla kararıp, sinirini kusanlar.
Öfkeyle kalkıp, zararıyla koşanlar.
Çok konuşup pek anlatıp, bir türlü duyulmayanlar.
En sonda, tak edip ne var ne yok yıktılar.
Ağrılı sabahların ertesi şafağında, kaç mevsime sustular.

