Çok zaman oldu senle konuşmayalı, sana anlatacak o kadar şey birikmiş ki içimde... Nerden başlayacağımı bilmiyorum, sana en çok ihtiyaç duyduğum an geldin. Sitemim yine de var ama; bunları sonra konuşuruz. Sen
Pencere buğusundan görüp seni,Silüetini çizercesine karaladığımda anladım.Ya öyle ya böyle, ben senindim doğrusuYa da hiç senin olmamıştım.Hayal edip yokmuşcasına,Ya da hayallere karışıp olmuşçasınaFarz edip duruyorduk.Sonra sarınca korkular,Düşünüp durmuştuk sahiBu yalnızlıklar dehlizini.Sonu neresiydi?Güldürebilmek
Sen artık kötü olmam için bir sebepsinArabanın camından baktığımda anladımPencereden geçti bütün yaptıklarınYolculuk misaliGüzel yerlerde duramadım, çabuk geçtiÇirkinliklerde buldum seni, durunca anladımAçtım camı, nefes alamadımDurdum güzel bir şey bulmayaSeni gördüm o çirkinlikteGitti
Aşkın bin bir hali vardır; kimi zaman sakin bir liman, kimi zaman fırtınalı bir deniz gibidir. Ancak bazı duygusal durumlar, aşkın sınırlarını aşarak bireyin zihinsel ve duygusal dünyasını adeta ele geçirir. Bu
Gün, yüzüne çıktığı zaman güldüğü zaman gün yüzüme, sen olduğun zaman orda belki de oldurduğun zamanlarda, işte sakladığın her şey bir gün gibi bir güneş gibi çıkacak gün yüzüne. Senin ellerde, günün
Gerçek dediğimiz şey, gerçekten gördüğümüz şey mi?
Bir görüntü, bir haber, bir paylaşım, bir fikir…
Bize gösterilen şey ne kadar gerçek, gerçeğin kendisi ne kadar temsil?
Takip Et