The Return (2003), The Banishment (2007) ve Elena (2011) filmleriyle tanınan Andrey Petrovich Zvyagintsev’in 2014’te yayınlanan Leviathan filmi, Rusya’nın bir sahil kasabasında, yozlaşmış bir belediye başkanı ile mücadele eden Kolya’yı (Aleksey Serebryakov) ve çevresindeki insanları anlatıyor. Yakın arkadaşı olan ve Moskova’da avukatlık yapan Dima (Vladimir Vdovichenkov) belediye başkanına karşı arkadaşını mahkemede savunmak için kasabaya geldiğinde Kolya ve ailesinin başına çok daha fazla talihsizlik gelmeye başlıyor. Film 2014’te Cannes’da Altın Palmiye’ye aday gösterildi ve en iyi senaryo ödülünü kazandı. Yazının devamında filmle ilgili spoilerlar bulunmaktadır.

Filmin Adı Nereden Geliyor?
Leviathan’ın Mısır ve Mezopotamya mitolojilerinden esinlenilerek Tevrat’a geçtiği ve İsrailoğulları’nın düşmanlarını temsil ettiği söylenir. Hristiyanlık’ta ise Tanrı’nın savaştığı canavarlar arasında olduğu iddia edilir. Aynı zamanda Tanrı’nın kudretini gösteren büyük ve kuvvetli bir deniz canlısıdır. Thomas Hobbes tarafından 1651 yılında yayınlanan “Leviathan ya da Bir Din ve Dünya Devletinin İçeriği, Biçimi ve Gücü” adlı kitap filmin temel mesajını ve metaforunu oluşturur. Toplum Sözleşmesi Teorisi’nin en eski örneklerinden biri olan bu kitap, egemenliğin merkezine otoriter bir devleti koyar ve onu kudretli mitolojik yaratık olan Leviathan’a benzetir. Hobbes’a göre güçlü bir otorite olmadan toplum kaosa sürüklenecektir. Hobbes’un savunduğu doğa durumu “Bellum omnium contra omnes” yani “herkesin herkese karşı savaşı” durumudur. Filmde de tam olarak bu durumu izleriz. Egemenliğin sahibi olan zorba devlet ve bir yandan egemenlikle bir yandan da birbirleriyle mücadele içinde olan bireyler.

Leviathan ve Zorbalığın Yapısı
Filmde çok açık bir şekilde gördüğümüz üzere Leviathan’ı ayakta tutan sütunlardan birisi bürokrasi bir diğeri ise ruhban sınıfı. Mahkeme sahnelerinde savunmaları görmememiz ve hâkimin tek nefeste sıraladığı hükümleri duyuyor oluşumuz Zvyagintsev’in bize hiçbir zaman dinlenmediğimizi, güç sahiplerinin önceden verdikleri kararlara mahkûm olduğumuzu ifade etme şekli. Polise verilen şikâyet dilekçesi sahnesinde masum olan Kolya’nın bürokrasinin hileleriyle gözaltına alınan kişi haline gelmesi Leviathan’ın gücünün bir diğer göstergesi olarak karşımıza çıkmakta.
Din adamları ise hikâyede çok önemli bir rol oynamakta ve toplumun Leviathan’a nasıl göz yumduğunu göstermekte. Zengin ve güçlü rahip, belediye başkanına Tanrı’nın güçten yana olduğunu ve bütün gücün Tanrı’dan geldiğini söylerken halka verdiği vaazda dürüstlükten ve barıştan bahseder. Din adamları kendi çıkarları için zorbaların vicdanını rahatlatırken zorbalığa uğrayanlara da sabır ve dürüstlük öğüdünü verir.

Gerçek ve Gerçeğin Kanıtı
Filmin odaklandığı bir diğer felsefi soru da gerçeğin ne olduğu sorusudur. Dima bir avukat olduğunu ve gerçeklere (olgu anlamında kullanmaktadır) inandığını ifade eder. Bu durumda “bir şeyin olduğuna dair bir kanıt olmaması o şeyin gerçekten olmadığı” anlamına mı gelir? Film bu soruyu zihnimize Dima ile ektikten sonra Kolya’nın eşini öldürdüğü iddiasıyla yargılanmasında tekrar ortaya çıkartır. Ortada deliller vardır ve hepsi Kolya’nın aleyhinedir fakat gerçek olan Kolya’nın bu suçu işlemediğidir. Bu durumda gerçek kanıtlanan mıdır yoksa kanıtlanmayan mıdır? Dima’nın savunduğu bu soğuk inanç aslında onun da Moskova’da Leviathan’ın bir unsuruna dönüştüğünü gösterir. Belediye başkanının yolsuzluklarının kanıtları elindedir fakat o adaletin yerine gelmesi için bu bilgileri ifşa etmek yerine tıpkı savaştığı zorbalar gibi kendisinin ve Kolya’nın çıkarlarını düşünerek şantaj yapar. Mahkeme sahnesinde duymadığımız savunmalar gibi yolsuzluğun kanıtlarıyla dolu bu dosyanın içindeki belgeleri de hiçbir zaman görmeyiz. Yolsuzluğun kanıtlarının ortaya çıkmaması, bir bakıma var olmaması, yolsuzluğun gerçek olmadığı anlamına gelmez.

Leviathan filminde üzerine konuşulması ve düşünülmesi gereken birçok konu bulunmakta. Liliya (Elena Lyadova) üzerinden kadının toplumdaki ve ailedeki yerini, intihar eylemindeki motivasyonu; Roma (Sergey Pokhodaev) üzerinden de çocukların sinemada masumiyetin sembolü olarak kullanılmalarını tartışabiliriz. Sonuç olarak Leviathan, sinematografisiyle, kurgusuyla, oyunculuklarıyla ve anlatısıyla daima hatırlanacak önemli bir eserdir.
