Varoluş ve İletişimin İç İçeliği
Karl Jaspers felsefesinde varoluş ve iletişim iç içedir. Ona göre iletişim, varoluşun açığa çıkmasında temel yollardan biridir. Bu nedenle varoluşu yalnızca bireyin kendi içine kapanmasıyla değil, başkasıyla kurduğu sahici ilişki içinde de düşünmek gerekir. Jaspers’ın “varoluşsal iletişim” olarak adlandırdığı bu alan, insanın kendisini yalnızca nesnel bir varlık olarak değil, özgürlük ve karar iradesine sahip bir varoluş olarak kavramasına olanak sağlar. Bu iletişim, sıradan bilgi, düşünce veya duygu aktarımından farklı olarak kişinin kendi gerçekliğine, kendi varoluş bilincine yaklaşmasını mümkün kılan bir karşılaşmadır.
Varoluşsal iletişimin önemli özelliklerinden biri de yalnızlıktır. Ancak Jaspers’ın burada yalnızlıktan kastettiği, bireyin kendini her şeyden ve herkesten yalıttığı edilgin bir kopuş değildir. Bu yalnızlık; yaratıcı, kişiyi kendine döndürücü, kim olduğu ve nasıl var olduğu üzerine sorgulamalar ürettiren bir yalnızlıktır. Yalnızlık olmadan iletişimin sahici bir zemine kavuşamayacağını savunur.
Aynı zamanda varoluş ve varoluşun ne olduğu Jaspers’ın iletişim felsefesinde önemli bir yerde durur. Ona göre varoluş “Dasein” ile sınırlı değildir; Dasein daha çok ampirik ve nesnel varlık düzeyini anlatırken, varoluş özgürlük içinde, dilin sınırlarını aşan ve tam olarak nesneleştirilemeyen bir açıklıkta belirir. Ayrıca kişi bu yalnızlık esnasında kendi kendisiyle de iletişim halindedir (Erdem, 2001: 152-159).
Varlığımızı Kavrayabilmek Adına İletişim
Jaspers için iletişim, yalnızca karşılıklı duygu ve düşüncelerin aktarımı değildir; aynı zamanda kişinin kendi varlık bilincinin farkına varmasını olanaklı kılar. İletişimi böyle bir yerden ele alır ve onu insanın kendisini gerçekleştirme süreciyle ilişkilendirir. Çünkü kişi kendi varlığının bilincine yalnızca tek başına değil, bir başkasının varlığıyla kurduğu temas içinde erişebilir. Başka varoluşlarla temas ettiğimizde, bu temas “ben”i ve onun gerçekliğiyle karşılaşmamızı sağlar. (Yıldız ve Ataş, 2020: 404-405).
İletişimin Jaspers’ın ortaya koymuş olduğu bu varoluşa temas eden hali onun çok özel bir yönünü açığa çıkarır. İletişim elbette duygularımızı, düşüncelerimizi, ihtiyaçlarımızı aktarmamızı ve gündelik yaşantımızın pek çok alanını düzenlememizi sağlar. Fakat Jaspers’ın durduğu yerden bakacak olursak, iletişimin o derinlikli yapısı ile karşılaşırız. Bu karşılaşma kendimize, “ben”e dair pek çok farkındalık getirir bize. İletişimin “başkası” ile başlayan tarafı Jaspers felsefesinde varoluşun bilincinin uyandığı yerdir. Bir başkası, kendimize ulaşmamızı sağlayan önemli bir temas sunar bize. Biz de bir başkasının başkası olarak onun kendi varlığını ortaya koymasına ve kendi varoluşunu olduğu haliyle kavramasına aracılık ederiz yahut böyle bir teması biz de ona sunarız.
“İletişim, aktif bir performans halinden ziyade, kendimize ve dünyaya dair sorgulamalarda bulunduğumuz, daha yavaş, daha içsel konuşmalar halinde ilerleyen bir süreci de kapsayabilir” …
Yalnızlık halinde kendimize dair türeyen sorular iletişim için çok önemlidir. Hatta başkalarıyla kurulan iletişimin zeminini de oluşturur burası. İletişim, aktif bir performans halinden ziyade, kendimize ve dünyaya dair sorgulamalarda bulunduğumuz, daha yavaş, daha içsel konuşmalar halinde ilerleyen bir süreci de kapsayabilir. İletişim dediğimizde, konuşanların, dinleyenlerin, bedensel hareketlerle kendini ifade etmeye çalışanların yer aldığı çok aktif ve hareketli performansların sergilendiği bir sahne gözümüzde canlansa da iletişimin çoğu yerde içe dönük, yavaş, sakin ama içsel aktiflikle devam eden bir tarafı vardır.
Bu yönünü çoğunlukla ihmal ederiz. Oysa başkasıyla kurulan iletişimin bir yankı bulabilmesi için Jaspers’ın sözünü ettiği yalnızlık halinde içe dönük halde devam eden iletişimin gerçekleşmesi gerekir. Aktif, sorgulayıcı, yer yer mutsuz ve rahatsız edici ama tam da o rahatsız olma halinden beliriveren bir varoluş, bir varlık biçimi… Bunu görebilmek varlığımızı olduğu haliyle ve belki de en çıplak biçimiyle görmektir.
Rahatsızlık vermesi de buradan gelir. O güne değin kendimizi idealize ettiğimiz bir yerden değil, sessiz bir biçimde sadece varlığımızın en yalın haliyle karşı karşıya kalırız. Bu sarsıcıdır elbette… Mesele bu sarsıntıyla ne yapacağımızdır. Burası belki hem kendimizle hem de başkalarıyla kurduğumuz iletişim biçiminin evrildiği yerdir.
Varoluşumuzu kavrayabildiğimiz ve onun bilincine varabildiğimiz bir iletişim biçimi inşa edebilmek kolay değildir. Her şeyden önce yine Jaspers’ın ifade ettiği gibi, tarafların eşit düzeyliliği ve sorumluluk alabilmeleri gerekir (Erdem, 2001: 157).
Bu yüzden Jaspers’ta iletişim, yalnızca iki kişinin birbirine yönelmesi değil; aynı zamanda her iki tarafın da kendi varoluş sorumluluğunu üstlenerek karşılaşmaya açık hale gelmesidir (Erdem, 2001: 157).
Sahici iletişimde insan ne bütünüyle kendine kapanır ne de kendini başkasında kaybeder. Aksine, yalnızlığın içinden geçerek başkasına açılır; başkasının varlığıyla karşılaştığında ise kendi varlığını daha açık biçimde görmeye başlar. Bu karşılaşma, insanın kendisini kesin ve tamamlanmış bir varlık olarak değil, sürekli oluş halinde bulunan bir imkân olarak kavramasını sağlar.
“İletişim dediğimizde, konuşanların, dinleyenlerin, bedensel hareketlerle kendini ifade etmeye çalışanların yer aldığı, çok aktif ve hareketli performansların sergilendiği bir sahne gözümüzde canlansa da iletişimin çoğu yerde içe dönük, yavaş, sakin ama içsel aktiflikle devam eden bir tarafı vardır”.
Jaspers’ın varoluşsal iletişim anlayışı bize insanın varlığını ortaya koyabilmesi için yalnızca konuşmak ve performans sergilemek zorunda olmadığını, susarak da, içe dönerek ve içsel sorgulamalar üreterek de varoluşunu görebileceğini ve onu deneyimleyebileceğini işaret eder. Ayrıca bununla birlikte yalnızlık ve içe dönmek kadar, başka varoluşlara da alan açabilmek kendi varlığımızla karşılaşmamızı sağlar. Dolayısıyla varoluş hem kendinelik ve üretken bir yalnızlık hem de başka varlıklarla karşılaşma ve temas etme hallerinden açığa çıkar.
Kaynaklar:
H. Haluk Erdem (2001). “Karl Jaspers’in Felsefesinde İnsanın Varoluşunu Gerçekleştirmesi Olarak İletişim”, Felsefe Dünyası, 3(35), ss. 152-159.
Yakup Yıldız, Demet Ataş (2020). “Dasein’dan ‘Varoluşa’ İnsan: Karl Jaspers’in İnsan Görüşü”, Artuklu Akademi, 7(2), 389-416.
