A Special Day (1977) Adolf Hitler’in 1938’de İtalya’ya yaptığı ziyaretin sıradan bir İtalyan aileye nasıl yansıdığını anlatır. Ettore Scola’nın yönettiği film, faşizmin İtalya halkında nasıl bir karşılığı olduğunu ve kimi zaman açıkça kimi zaman da görünmez bir şekilde bireylerin özgürlüğünü nasıl kısıtladığını gösterir. Filmin anlattığı Mussolini döneminde sinema tıpkı Nazilerde olduğu gibi bir propaganda aracı olarak kullanılmıştır. Adına “Beyaz Telefon Filmleri” denilen filmler, halkı gündelik yaşamdaki sorunlardan uzaklaştırmayı ve halkın politik olarak iktidarın istediği çizgide kalmasını amaçlamıştır. İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarından itibaren İtalyan yönetmenler Beyaz Telefon Filmleri’ne tepki olarak kendi toplumcu-gerçekçi filmlerini üretmeye başlamış ve sinemada İtalyan Yeni Gerçekçiliği akımını başlatmıştır. Fransız Yeni Dalga akımına giden yolu açan da bu toplumcu-gerçekçi sinema akımıdır. Ettore Scola’nın 1977’de yaptığı bu filmin hem İtalyan gerçekçiliğinden hem de Fransız modernizminden özellikler taşıması onu sinema tarihinde oldukça özel bir yere konumlandırır.
![A Special Day (1977) - 1[/caption]](https://orimag.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/1-1024x576.jpg)
A Special Day (1977) – 1
Yazının devamında filmden spoilerlar bulunmaktadır.
Faşizm kelimesinin kökeni olan fasce sözcüğü Latincede çubuk demeti anlamına gelir. Faşizmin ise birliğin ve beraberliğin ideolojisi olduğu anlamının çıkması amaçlanır. Mussolini İtalya’yı Roma İmparatorluğu günlerine döndürmeyi vaat eder. İtalyan milliyetçiliğini ve Hristiyanlığı sahiplenmesi halkta büyük bir karşılık bulur. Film Hitler’i karşılamak için yapılan törenlerin arşiv görüntüleriyle başlar. Bu ziyaret gününü özel kılan sadece iki liderin buluşması değildir. Faşizmin iki büyük isminin buluştuğu esnada faşizmin en çok baskıladığı iki grubu temsil eden iki sıradan insanın hayatı da kesişir: Sıradan bir ev hanımı, bir kadın ve sıradan bir muhalif, bir kuir.

A Special Day (1977) – 2
Antonietta (Sophia Loren) 6 çocuk annesi bir kadındır. Kocası bir devlet dairesinde memurdur. Gelir düzeyi düşük bir ailedir. Hatta yedinci bir çocuklarının olmasını isterler ki devletten geniş aile yardımı alabilsinler. Bu evin halkı faşizmin istediği geleneksel aile yapısına mükemmel bir örnektir. Evi anne çekip çevirir. Baba bile bir çocuk gibidir ve her şeyi anneden bekler. Faşist propaganda ise çocukların okuduğu karikatürlerde bile kendisini gösterir. Antonietta’ya layık görülen tek hobi faşist liderin fotoğrafları için albüm yapmaktır. Geleneksel aile yapısının rıza inşası o kadar etkili olmuştur ki Antonietta aslında ne kadar bitkin olduğunun farkında değildir. Bizim onun yüzünde görebildiğimiz yorgunluk onun için sıradan bir günün sabahıdır. Antonietta bu özel günde yaşayacağı deneyimden habersizce ailesini törene hazırlar. Aile törene gittiğinde evde yalnızca annenin ve kuşun kalması faşizmin kadın üzerindeki görünmez etkisini ifşa eder. Antonietta kafesteki kuş gibi evinde kapalı kalmıştır. Kafesin kapısı açılır açılmaz kaçan kuş, Antonietta ile Gabriele’nin (Marcello Mastroianni) hayatlarını kesiştirir.

A Special Day (1977) – 3
Antonietta kapısını çalmadan önce Gabriele hayatını sonlandırmanın eşiğindedir. Penceresinin önüne konan kuş, kapısını çalan Antonietta onun kurtuluşu olur. Gabriele kendisini ifade etme ihtiyacı duyan eğlenceli bir kişiliktir. “Konuşasım, dışarı çıkasım var. Yeter ki şu dairede kapalı kalmayayım,” demesi kafesinden çıkma arzusunu kendi sözleriyle ifade edişidir. Antonietta ile iletişim kurma çabası da bu yüzdendir. Hayatından vazgeçmişken kapısını çalan bu kadını tanımak ister. Antonietta ise kendisine ilgi duyulmasını garipser. Kocasından kırıntısını dahi görmediği ve ona karşı hissetmediği sevgiyi henüz yeni tanıştığı komşusuna karşı hisseder.

A Special Day (1977) – 4
Fakat büyü uzun sürmez. İlk kırılma dansın kesilmesiyle başlar. Gitmedikleri töreni radyodan dinlemek zorundadırlar. Marş çalarken dans edemezler. Gabriele ısrarcıdır. Antonietta’nın dostluğunu kazanmak için çabalar. İkinci kırılma ise Gabriele’nin kendi dairesine bakmasıyla yaşanır. “Komşudan kendi evine bakmak ne kadar tuhaf,” derken kendi hayatı ile Antonietta’nın hayatının ne kadar farklı olduğunun farkına varır. İktidarın arzuladığı aileye asla sahip olamayacağını bir kez daha fark etmesi kendisini farklı hissetmesine sebep olur. Faşizmin görünmeyen etkisi burada devreye girmiştir.

A Special Day (1977) – 5
Apartman yöneticisinin Gabriele’yi ifşa ederken anlattıkları faşizmin aslında en iyi tanımıdır: Faşizm, dürüstler dışlanırken hırsızların subay yapılmasıdır. Gabriele en sonunda kendi kimliğini açıklamak zorunda kaldığında öfke patlaması yaşar. Antonietta’yı yapmadığı şeylerle suçlar. Antonietta, Gabriele’nin kuir olmasına dair hiçbir şey dememişken henüz işlemediği günahlarla itham edilir. Faşizm kendisinden olmayan her kimliği öylesine kriminalize etmiştir ki Gabriele gardını asla indiremez hâle gelmiştir. Antonietta ona tokat attığında da savunma mekanizması devreye girer ve bu ithamları yapar. Peki Antonietta ona kuir olduğu için mi yoksa onunla birlikte olamayacağını anladığı için mi tokat atmıştır? Belki de her ikisi de sebeptir. Fakat yaşananlara rağmen Antonietta ondan özür diler. “Olduğundan farklı görünmeye çalışırsın. Seni kendinden utanmaya, saklanmaya zorlarlar.” Tören biter ve gün sona erer. Antonietta artık faşizmin görünmez gücünün farkındadır. Faşizmden arındığında ne kadar mutlu olabileceğini tecrübe etmiştir. Gabriele ise yine kaçmak ve saklanmak zorundadır.

A Special Day (1977) – 6
Faşizmin inşa ettiği rızalar faşizmi iktidarda tutar. Değerleri ve toplumu savunduğunu iddia eden bu otoriter rejimler, bireyleri kimlikleri üzerinden düşmanlaştırarak toplumsal birliğe asıl zararı verenlerdir. İktidarına muhalefet olan herkesi ve her şeyi yok etmeyi misyon edinmiş faşistler, bu yok etme eylemini her zaman tankla veya tüfekle yapmaz. Gelenek diyerek aileleri iktidarlarının bir dişlisi hâline getirirler. Kendilerinden olmayanları her zaman kurşuna dizmezler. İnsanların kendi komşularına bile düşman olmasını sağlayarak yok ederler. 2026’da faşizm hâlâ görünmez etkisini sürdürmekte ve 1938’in törenleri hâlâ yapılmakta. Fakat faşistler şunu hep unutur: Tarihin hangi döneminde olursak olalım faşizm yenilmeye mahkûmdur. Yaşayacağımız bir özel gün bile faşizmi yenmek için yeterlidir.
