Bu Dünyaya Ait Olan: After Yang

tarafından
Haziran 15, 2026
4 dakika okuma süresi

After Yang (2021), Kogonada adıyla bilinen Park Joong Eun’un ilk uzun metraj filmi olan Columbus’tan (2017) sonraki ikinci filmidir. Kızı Mika’nın (Malea Emma Tjandrawidjaja) Çin kökeni ile bağ kurmasına yardımcı olması için aldığı android Yang (Justin Hong-Kee Min) arızalanınca Jake (Colin Farrell), Yang’i onarmanın yollarını arar. Filmin görüntü yönetmenliğini Sick of Myself’ten (2022) ve Dream Scenario’dan (2023) tanıdığımız Benjamin Loeb yapmıştır. Film, Alexander Weinstein’ın Saying Goodbye to Yang adlı hikâyesinden uyarlanmıştır. Filmin daha önce Blade Runner gibi bilim-kurgu eserlerinde gördüğümüz “Yapay zekâ ve anılar” temasını işlemesi onu ilk bakışta sıradan bir distopya hikâyesi olarak gösterebilir fakat After Yang bize distopyanın daima tekinsiz bir 1984 dünyası ya da siberpunk olmak zorunluluğu bulunmadığını gösterir. Distopyanın ya da distopyaya giden yolun ne kadar cozy yani rahat olabileceğini izleriz.

After Yang (2021), Kogonada - 1

Amerikan Dünyasında İki Yabancı: Mika ve Yang

Mika’nın ailesinin yokluğunu ne kadar hissettiğini zaten anlayabiliyoruz. Babası Jake bir çay dükkânı işletirken annesi Kyra (Jodie Turner-Smith) ise kurumsal bir işte yoğun ve uzun mesai saatleri altında çalışmaktadır. Mika’nın Çin’den evlat edinilmiş olması onun için başka zorlukları da beraberinde getirmiştir. Doğrudan söylenmese de gazete kupürlerinden okuduklarımıza göre hikâyemiz, 60 yıl süren bir ABD-Çin savaşının sonrasında geçmektedir. Kapitalizmin ve kurumsal yaşamın kalbi ABD’de küçük bir Çinli kızın köklerinden uzak kalması oldukça olağandır. Ailesi önlem olarak ona köklerini ve geldiği kültürü öğretmesi için android Yang’i satın alır. Mika gibi Yang de ilk bakışta oraya ait olmadığını söyleyen bir dünyadadır. İnsanların dünyasında bir robot. Amerikalıların içinde bir Çinli. Böyle bir ortamda Mika ve Yang arasında güçlü bir bağ oluşması kadar normal bir şey yoktur. Bu yüzden Yang’in arızalanması Mika’yı derinden sarsar. Ailesinin gözünde bir bakıcıdan ibaret olan Yang, aslında Mika için yanında olmasını istediği ailesidir.

After Yang (2021), Kogonada - 2

“Eğer en sonunda hiçbir şey yoksa bile bu sorun değil.”

Kendi varlığını sorgulayan ve aidiyet hissini kaybeden bir diğer kişi de Jake’tir. Yang ile yaptığı çay arayışı sohbeti bize hem Jake hem de Yang hakkında çok şey anlatır. Toprağa bağlı olan ve havaya karışan bu bitki, Jake için hayatı temsil eder. Çay, yaşama bağlı olmanın ve onun akışında yer edinmiş olmanın bir ifadesidir. Jake’in yaşadığı bu dünyada bankların yanında gerçek ağaçlar değil onların çizimleri vardır. İnsanlar çay bitkisini değil kristalleri tercih eder. Oysa çay yapmak Jake için özen ve nezaket gerektiren bir iştir. Sessiz, melankolik ve mesafeli Jake, anılarını izlediği Yang’de kendisini görür. Klonlara bile ön yargılı olan bu adam Yang’in kendisiyle benzer şeyleri sorgulamış olabileceğini hisseder. Onun ön yargısını Ada (Haley Lu Richardson) son kez yüzüne vurur. Evet belki de Yang varoluşunu ve bulunduğu konumunu gerçekten Jake ile aynı şekilde sorgulamış, aynı şeyleri hissetmiştir. Fakat insan olan Jake’ten farklı olarak bununla olan problemini gidermiştir. Kendisinin de dediği gibi eğer en sonunda hiçbir şey yoksa bile bu onun için sorun değildir.

After Yang (2021), Kogonada - 3

"Tırtılın dünyanın sonu dediği şeye, tüm dünya kelebek der."

Yin ve Yang ikilisinden aydınlığı, güneşi, pozitifi ve bu dünyaya ait olanı temsil eden Yang’dir. Bir çeşit reenkarnasyondan geçen Yang de bu dünyaya ait olandır. Kardeşi için iyi bir ağabeydir. Sevdiği kadın için iyi bir partnerdir. Ölümünden sonra bile onu bulmuştur.

Çay belgeselinde bahsedilen orman onun anılarını barındırdığı yerdir. Hatırlamaya değer gördüğü o saniyelik anlar yaşamın kendisiyle doludur: Jake ve Kyra’nın yakınlığı, Jake’in çay demlemesi, Mika ile geçen günleri, sevdiği kadının yüzü, aynada gördüğü kişi, uyum içinde bir melodi...

After Yang (2021), Kogonada - 4

Yang'in Mika'ya söylediği gibi farklı ağaçlardaki dallar da onun bir parçası. Evinden uzak olmak, bir parçasını uzakta bırakmış olmak kişiyi bir yabancı yapmaz. Hayatında yer alan ve evinden olmayanlar da onun bir parçasıdır. Yang'in önceki yaşamlarındaki anıları da onu oluşturan parçalardır. "Bir insanı Asyalı yapan nedir?" diye sorduğunda yaşadığı aidiyet ve kimlik problemlerini ifade eder. Kendisini Asyalı ya da insan ya da bambaşka bir şey olarak görmesi için mutlaka o şey mi olmalıdır? Yang'in bu sorularının cevabı da kendi hayatındadır. Bir kelebek gibi yeniden başladığı yaşamlarında hissettiği gibi olmuş, sevmiş, bağ kurmuş ve önemsemiştir. Onun hatırlamaya değer gördüğü anlar onun aslında bu dünyaya ait olduğunun kanıtıdır.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Bunu Kaçırma!

Nil’in Nabzında Sallanan Sonsuzluk: Ankh’ın Gölgesi

Bazı semboller vardır; insan onları taşıdığını