BU YAZIDA SPOILERLAR MEVCUT
Taipei Story (1985), genç bir kadın olan Chin’in (Chin Tsai) Tayvan’ın başkenti Taipei’de, modern hayat içerisinde var olmaya çalışmasını anlatır. Temelinde neon şehirdeki yalnızlıktan bahseden bir Edward Yang filmidir. Filmin görüntü yönetmenliğini Yi Yi (2000) filminde de Edward Yang ile çalışacak olan Yang Wei-han yapmıştır. Filmin bir diğer önemli karakteri ise Tayvan Yeni Dalga sinemasının önemli isimlerinden olan Hou Hsiao-hsien tarafından canlandırılan Lung’dur. Film başlar başlamaz kendimizi iki ana karakterimiz Chin ve Lung’un çoktan parçalanmış ilişkisinin içerisinde buluruz. Chin boş bir apartman dairesini Lung ile doldurmaya çalışır. Ama daha ilk sahnelerde Lung’un Chin kadar hevesli olmamasıyla Lung için bu ilişkinin çoktan bittiğinin sinyalleri verilir.

Chin her ne kadar babasından kurtulmak için kendi kazandığı parayla bu eve çıkmış olsa da babasını ve Lung’u yan yana görünce aslında babasından kurtulamadığını ve tıpkı onun gibi bir adamı evine aldığını “Lung gün geçtikçe babama daha çok benziyor.” diyerek ifade eder. Kendi parasını kazanması ise çok uzun sürmez. İş hayatında kadınlara yöneticiliğin değil sadece sekreterlik gibi erkekler tarafından “basit” görünen işlerin layık görülmesi Chin’e de yansır. Çalıştığı şirketteki yönetici kadının işten ayrılmasıyla erkekler tarafından geri planda bırakılır.
Öte yandan Lung geleneksel bir erkektir. Beyzbola oldukça düşkündür. Filmin sonlarında sadakatsizliği de ortaya çıkar. Onun için en büyük çatışma değişmekte olan şehir ve bu şehrin içindekiler gibi neoliberal hayallere kapılmış olan Chin’dir. Filmde var olmak ve hayatta kalabilmek için çabalayan iki insanı izleriz. Lung’un temsil ettiği, babalardan miras kalan geleneksel ve muhafazakar yaşam tarzı ile Chin’in temsil ettiği modern ve özgürlükçü yaşamın kavgasına şahit oluruz. Taipei ise ister geleneksel tarafta olsun ister modern tarafta olsun tüm insanların hem ekonomik hem sosyal hem de ruhsal sorunlar yaşadığı bir şehirdir. Her ne kadar Lung’u Lung yapan Taipei olsa da şehir artık değişmektedir ve Chin’e özgür bir yaşam vadeder. Bağımsızlık ve eski olandan kurtulmak Chin’in hayali olsa da bunların temsilcisi Lung’dan kendini kolayca kopartamaz.

Film eleştirilerinden en önemlisini aslında tüm bu özgürlük ve muhafazakarlık hayallerinin arkasında saklanan ABD ve Amerikan Rüyası kavramı üzerinden yapar. Lung’un anlattığı hikâyede “ABD’de yaşıyorsan bahçende gördüğün şüpheli birisini öldürüp evine sürükleyip kayıtsız bir silahı eline tutuşturabilirsin. Bunu nefsi müdafaa sayıyorlar ve suçlu olmuyorsun.” repliği ABD’nin yıllardır süregelen işgalci politikasının bir metaforudur. ABD her zaman terörist oluşumları silahlandırıp işgal etmek istediği ülkelere musallat etmiş ve terörle mücadele etme bahanesiyle ülkeleri işgal etmiştir. Bu metafora göre bahçe dünyamızdır, ev sahibi ABD’dir, kayıtsız silah terör örgütleridir ve işgal de nefsi müdafaadır. Filmin genelinde gördüğümüz neon tabelalı reklamlarla dolu olan şehir bir ABD nefsi müdafaasının içerisindedir. Erkek egemen kapitalist düzen de bu sözde müdafaanın parçasıdır. Chin’in kurduğu Amerika hayalleri bize onun hayal kuran ve çıkış yolu arayan bir yapısı olduğunu gösterir. Lung için Chin’in özel hayatındaki ABD temsili diyebiliriz. Babasının evindeki baskıdan kurtulma hayaliyle kaçtığı kişinin aslında babasından çok da farklı olmadığını ve kurduğu hayallerin bir hüsran olduğunu görürüz.

Chin’in kardeşi A-Ling’i (Lin Hsiu-Ling) ziyaret ettiği bina Taipei’nin bir özeti gibidir. “Sanki buradan herkesi görebiliyormuşsun gibi ama kimse seni göremiyor.” repliği metropolün tanımı diyebiliriz. Bu çok katlı şehirde bütün imkanlara ulaşılabilir. Fakat yine de kimse kimseyi göremez ve imkanlar imkansızlığa dönüşür. Taipei, Hong-Kong ya da İstanbul olması fark etmez. Metropollerin hepsi aynıdır ve değişen şey sadece isimlerdir. Kimsenin kimseyi duyamadığı ya da dinlemek istemediği bu şehirde geçen filmimizin ses tasarımı da bu atmosfere ve anlatılan hikâyeye fazlasıyla uygundur. Kalabalık bir kaldırımda diyalogu değil sadece ortam sesini duyarız. Aynı ses tercihini Chin ve Lung arasındaki telefon konuşmasında da görürüz. Öznemiz ise hep aynı: Rüyasından kaçamayan ve bir türlü sesini duyuramayan Chin. Fakat film Lung için trajik biterken Chin için de umutlandırıcı sonlanır. Eskinin ömrü sona ermiştir ve yeni için bir ömür başlar.
