Kabuksuz Yakınlıklar Hezimeti

tarafından
Haziran 11, 2026
2 dakika okuma süresi

Pürüzsüz hiçbir şey yoktur, özellikle konu insanlarsa. Yakın zamanda yaşadığım bazı deneyimler beni, bunu irdelemeye itti. Tabii ki kendi türümle kurduğum bağların sonucu olarak inşa olan yakınlıkların –kısacası kaçınılmaz sosyal ilişkilerin- bir çocuk masalı tadında net çizgilere sahip olamayacağının bilincindeyim fakat yine de umduğum bazı şeyler illaki oluyor.

İçimin rahat etmesini bekliyorum mesela, en basitinden. Biriyle gerçekten “yakın” olduğumda, kafamda herhangi bir tanıdıktan veya başka başka insanlardan daha az soru işareti oluştursun istiyorum. Anlaşılmayı bekliyorum ya da. Derdimi anlatmak için bin farklı yol üretmem gerekmesin de birincide anlasın, hatta anlatmama gerek bile kalmasın da ona göre davransın istiyorum. Kaldı ki ben anlatmayı severim. Nispeten de iyi olduğum bir mevzudur. Eğer bir işe yarayacaksa hiç erinmem, harcayacağım efor da zoruma gitmez. Ama gelin görün ki işler pek öyle ilerlemiyor.

Söylediklerim bencil bir yerden duyuluyorsa lütfen öyle sanmayın. Zaman zaman kafaya taktığım meseleler listesinde sıra –iç dünyamda çok fazla gürültü çıkarması sebebiyle- yakın ilişkiler konusuna geldi. Ve inanın bana bir insanın duygusal anlamda güvende hissetmek istemesi, ailem, arkadaşım, partnerim dediği kişilerden talep edebileceği en doğal, en asgari şey. Hatta bunun, doğal akışta sağlanmaktan ziyade sık sık dillendirilmesi gereken bir ihtiyaca dönüşmesi inanılmaz abes. Benim nezdimde bir şeylerin yolunda gitmediğinin çok net bir göstergesi.

İrdelediğim şeye, yani yakın ilişkiler olarak adlandırdığımız bu yaygın bağlamın dinamiklerini oluşturan parametrelere dönecek olursak; yaş ilerledikçe işlerin çok daha karmaşık bir hale geldiğini düşünüyorum.

Mesela bir anda kendimi ya da karşımdakini tanıyamaz hale geliyorum, çünkü bir yerlerden yeni bir huy çıkıveriyor ansızın. Sorguluyorum, anlayamıyorum. İstesem de istemesem de ya alışmak, ya geçiştirmek, ya da kabullenip tolere etmek zorunda kalıyorum.

Başka bir senaryoda daha önce takılmadığım şeylere takıldığımı fark ediyorum. Ki bu son zamanlarda çok sık yaşadığım, tabiri caizse muzdarip olduğum bir konu. Kafamda dönüp duruyor o insanın gözümdeki önceki hali ve resmen canlı bir dönüşüm izliyorum. Hoşa gitmeyen, hayal kırıklığı yaratan, insanı durgunlaştıran cinsten bir dönüşüm bu. Hani karşımda kabuğu sökülmüş ve ben içinden çıkan deriyi hiç beğenmemişim gibi.

Beklediğim şey bu değildi, hissi. Zaten kabuktan haberim de yoktu ama illa çıkacaksa da altında bu olmamalıydı.

Belki de kendimizi korumak için insanların kabuklu hallerini doğal kabul etmeli ve onların başkalaşmış hallerine şahit olmayacak mesafedeyken de yeterince yakın hissedebilmeliyiz.

Kübra, 25 yaşında. İstanbul'da yaşıyor. İngilizce öğretmenliği yapıyor ama onu yaparken değil yalnızca düşünceleri hakkında konuşurken veya yazarken kendi gibi hissediyor. Anlatmayı çok seviyor, anlaşılmayı delicesine arzuluyor.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Bunu Kaçırma!

Soluk Çizgiler | Sınırlar Gerçek Mi?

Gerçekten keskin çizgileri, sadakatle bağlı oldukları

Yaşanılan Her Şey Gerçekten Duygulardaki Hissetme Dozunun Etkisi Miydi?

Doğup büyüdüğüm yerde tüm duygular en