Mütebessim

tarafından
Eylül 7, 2026
1 dk. okuma

Sen bir mütebessim; yok tebessümünü anlatacak nağme.
Dünüm ve bugünüm sen, yarınım yine seninle süren cendere.
Sensiz yetim kalmış gönül, kalabalıkların içinde.
Kendimi sebatsız sanardım, meğer yürek kök salmış gülüşünde.

Her şeye gamsız yüreğim; tek duyarlılığı mahsus gülüşüne.
Dağarcığımın ufku az gelir, içimdeki sevginin büyüklüğüne.
Unutmanın tekabülünü kaldırmışım, yırtmışım sayfaları sözlüklerde.
Hisler azalmıyor içte; kalbe yok gerçekle tercüme.

Seni yazmışım günlerime, aşkı haykırıyorum avaz avaz kente.
Bu sevda efsane olmuş, akıyor artık bütün zerrelerimde.
Bulunmaz keşkeme çare; gerçekler önümde engebe.
Sevgin pusu kurmuş yüreğime, konuşlanmış başka ellerde.

Gözlerim kaybolamıyor, kaybolduğu gibi senin gözlerinde.
Anca kendimi avutuyorum yalandan, başkasında sessizce.
Gönül dolduramıyor yerini; senin güzelliğin yegane.
Çok sevmenin bedeli bu durum; bir seni yaşatıyor içinde.

Saki doldursa, doldursa bitmez; aşkının efkarı dağılmaz kadehlerle.
Bıraksam da geride, kalbin bağlılığı sabit, kopmaz iplerle.
Eziyet: aynı havayı alıp, aynı hisle atıp, farklı yaşamak kalbe.
Aşığım; gözlerine, gülüşüne, güzelliğine, her bir şeyine.

Takip et

1 Comment Bir yanıt yazın

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Bunu Kaçırma!

Bir Gülüş

Bir gülüş, nasıl iz bırakır ki

Kaybettiklerimiz, Fark Ettiklerimiz ve Kazandıklarımız

“Mademoiselle Albertine gitti…” cümlesiyle başlıyor Proust,