Schengen’in Var Mı?

tarafından
Ocak 5, 2026
6 dakika okuma süresi
Young woman posing with a globe on a red background. High quality photo

Türkiye’de Schengen vizesi meselesi artık "seyahat planı" değil, bir çeşit toplumsal mini travma. 2024’te Türkiye’den yapılan kısa süreli vize başvurusu sayısı 1.173.917. Aynı veri setinde, Türkiye kaynaklı başvuruların reddedilme oranı 2024’te %14,5; 2023’te %16,1.1

"Türk pasaportu çok kötü abiiii… Ya cidden hayat bitti! Schengen randevusu yok, bir şey yok, bulsan reddediyorlar, insan gibi gezemiyoruz. Ben zaten Türkiye'de doğmasaydım net(!) Amsterdam'da falan doğardım, hissediyorum. Hani bazı insanlar var ya, doğuştan 'global citizen' enerjisi... Ben oyum. Ama evren bana Türkiye’yi vermiş abi, resmen şaka gibi! Türk olmamız şaka mı!"

countries-cities-seen-through-magnifying-glass

Burada duralım zira bu lümpen yakarış vize reddinden doğan bir haklılık değil, gerzekçe(!) bir olasılık masalı. Hem de sandığınızdan çok daha yaygın. Bu yazı "gerzek insanları tokatlama" hevesimden doğmadı. Tam tersine, bu fantezi o kadar sık ve o kadar ciddi bir tonla söyleniyor ki, bir noktadan sonra konuyu değil, gerçeği konuşamaz hale geliyoruz. Dünyada ortalama bir Danimarkalı ayarında refahı yaşayan kitle çok kabaca, dünyanın %7’si civarında.2 Ve bu cümle çoğu zaman, o kümeye ait olmamanın sitemi gibi söyleniyor.

Schengen can sıkıcı ve hatta aşağılayıcı olabilir. Konjonktürün bir gerekliliği de olabilir. İnan, ben de sırf vize randevusu buldum diye İzmir'e gitmiş olmaktan gurur duymuyorum; ama senin asıl problemin pasaportun değil, zarlar! Sen yalnızca hayallerinde var olan, her yüzünde başka bir refah ülkesinin yazılı olduğu zarları atıyorsun.

Kader Satranç Oynar

freepik__the-seventh-seal-scene-death-faces-antonius-block-__7452

Ölüm ile Antonius Block satranç oynarlar (The Seventh Seal, 1957)

Gerzekliğin zirve yaptığı bu anlarda zarları çıkarıp masaya koyuyorum.
"Bir şans daha verseler o zarı atar mısın?". Sandığımdan çok daha fazla "evet" yanıtı geliyor. Nedeni ikinci şansın insana verdiği kontrol hissi.3 Ancak sen nerenin enerjisini hissedersen hisset, bu oyun bir kontrol oyunu değil.

"Çoğu tanrı zar atar, ama kader satranç oynar ve çok geç olana kadar iki veziri olduğunu fark etmezsin."
Terry Pratchett

Efendim gerçek dünyada işler öyle olmaz. Dünyanın zarının yüzlerinde ülke isimleri yok ve homojen ağırlıklı bir zar da değil.

"Dünyada 200 ülke var" deyip her ülkeyi eşit olasılıklı sanmak, en temel hatadır.4 Bu model Monako ile Hindistan’ı aynı ihtimal yapar. Oysa yeniden doğuş dediğin şey bir ülke katalogundan seçimden ziyade, bir nüfus dağılımı. Milyarlarca insanın içinden rastgele bir bilet çekiyorsun ve bu biletlerin çoğu, Instagram’a postlayacağın ülkeler değil. Kalabalığın yaşadığı yerler.

Bu yüzden de "bir kere daha zar atma" hakkı, çoğu insanın şımarık fantezisindeki gibi "Nordik upgrade" kuponu değildir. Daha çok şudur: Kalabalık dünyada bir kez daha kalabalık bir yere düşmek.

Tanrı Zar Atmaz

Einstein "Tanrı evrenle zar atmaz" demişti. Tamam; ama biz kullar, sosyal medyada her gün zar atıyoruz. Üstelik zarı da yanlış seçiyoruz. O yüzden kul bu zarı atabilseydi ne olurdu, herkesin anlayacağı kadar basitçe açalım.

Elimizde iki çıpa olsun:

  1. İnsani gelişmişlik (HDI, Human Development Index)
    UNDP’ye göre Türkiye, 2022 verileriyle hesaplanan endekste 193 ülke içinde 45’inci sırada ve “çok yüksek insani gelişmişlik” kategorisinde.5
  2. Pasaport hareketliliği
    Passport Index’e göre Türkiye pasaportunun "passport power rank"te 42. 6
composition-toy-jet-with-airline-passport-bus

Şimdi "ülkeler arasında eşit şansla" yeniden doğma fikrini oynatalım.

  • HDI açısından Türkiye’den daha iyi bir yere düşme olasılığı: 44/193, kabaca %23. Başka deyişle, %77 ihtimalle daha kötü bir tabloya düşüyorsun.
  • Pasaport gücü açısından Türkiye’den daha iyi bir pasaporta düşme olasılığı: 41/199, yani kabaca %21.
    %79 ihtimalle daha zayıf bir pasaporta düşüyorsun.
ModelZar nasıl atılıyorTürkiye’den daha iyi HDI gelme ihtimaliNordik gelme ihtimaliNot
Ülke zarıÜlkeler eşit44/193 ≈ %234/199 ≈ %2Monako = Hindistan
İnsan zarıNüfus ağırlıklı%23’ten daha düşükbinde 3–4 civarıKüçük zengin ülkeler yanıltır.
Coğrafya zarıBölgesel korelasyondaha da düşerneredeyse sıfır“ben zaten Nordik...” fantezisi erir

Bütün bu "Türk pasaportu çöp" tiratlarının matematikle ilk temasında başarısız olduğunu söyleyebiliriz.

Şimdi bir de işin daha acı gerçek tarafı var. Sen aslında "rastgele ülke" demiyorsun. Sen "benim kafamdaki 10 ülke" diyorsun. ABD, Avustralya, İngiltere, Almanya, Hollanda, İsveç, Norveç… Dünya nüfusuna ve ülke sayısına oranla küçük ve kısa bir liste.

Endeks Fetişi

Sosyal medyada da bir endeksler fetişi de almış başını gidiyor. Düşüncesinin gerzekliğini gizlemeye çalışan, metodolojisinin ne olduğu belirsiz bir endeks bulup getiriyor. Burada da kullandığımız pasaport endeksleri, bir metodolojiye dayansa da, çoğu zaman bilgi üreten şeyler değil; çünkü tek bir sayı ürettiği mesele, genelde, bundan daha karmaşık olur. Sen de bu sayıyı alıp “96yız” dersin ve öfkeni rahatça kusarsın. Üstelik bu endeksler kolay manipüle edilir. "Önem skoru" gibi tamamen yoruma açık değişkenler koyarsın, katsayıları kafana göre ayarlarsın, çıkan sonucu da sanki doğa yasasıymış gibi sunarsın. Vasat aklın bayıldığı şey de tartışmayı bitiren, düşünmeyi gereksiz kılan o tek sayıdır.

Coğrafya Kaderdir

Coğrafya kaderse, olasılık da coğrafyayla koreledir. Pekala zarları elimize verdiler, zarı atarken doğduğumuz yerden bu kadar bağımsız olabilir miyiz? Ya bizim olduğumuz zarları atan kudret, çoktan masanın bu tarafına oturmuşsa?

"The dice of God are always loaded"
-Tanrı'nın zarları her zaman hilelidir-
Ralph Waldo Emerson (1841, Essays)

Türkiye’nin etrafındaki geniş halkada savaş, yaptırım, göç dalgası, kırılgan devlet kapasitesi gibi risklerin yoğun olduğu bir coğrafya var. Sen zarı "yakın coğrafyada" attığında, pasaport ve yaşam kalitesi dağılımı daha da sertleşiyor. Yani "bir zar daha atınca kesin daha iyi olur" hissi, gerçek dünyada daha da zayıflıyor.

Elbette "cennet vatan" demeden de geçmeyeceğim. Marmara-Ege-Akdeniz hattının "dünyanın en iyi mevsim şartları" olduğunu iddia eden bir tweet dolanıyordu. Abartı payı var, ama çekirdeği doğru. Burası dünyada pahalı bir iklim kuşağı denebilir. California’da benzer hava için milyon dolarlar dönen bir gayrimenkul ekonomisi var. Biz bunu gündelik hayatın sıradanlığı içinde bayağılaştırıyoruz. Bu da bir çeşit körlük veya şükürsüzlük.

Bu Oyun Hep Çileli

pexels-wolrider-29400995


“Türk pasaportu çok kötü” demen çoğu zaman pasaportunla ilgili değil, senin bu toplumun ortalamasında olmayı kendine yakıştıramayışındaki lümpence bir kibirle ilgili.

Bu gerçeklik de biraz gerzeklik ortaya çıkarıyor. Çünkü bu hususta ortalamada olmak, öyle kötü bir şey değil. Hele dünya ölçeğinde "ortalama" dediğin şey...

Pek muteber(!) UNDP’nin diliyle, Türkiye "çok yüksek insani gelişmişlik"te. Yani kabul et ya da etme, "yeniden doğma" zarı atıldığında Türkiye’ye düşmek istatistiksel olarak iyi bir sonuç.

Pasaport tarafında da benzer. Türkiye pasaportu elbette her ülkenin anahtarı değil; ama dünyaya erişim açısından "dünyanın dibinde" de değil. Passport Index’in verdiği rakamlarla, Türkiye pasaportu için 69 vizesiz, 47 kapıda vize, 6 eTA gibi bir erişim haritası çıkıyor.

Evet, önümüzde açmamız gereken kapılar var. Bazılarında çok bekleniyor. Bazılarından hemen geçiliyor. Bazıları da zaten kimseye açık değil.

"Bana zarlar hileli” derken; sadece sana iyi gelen ihtimalleri hatırlayıp, kötü gelen ihtimalleri kader sanmıyor musun? Bunun adı erişilebilirlik sezgisi (availability heuristic). Zihnin, gördüğünü olasılık sanıyor.7

Son Zar

pexels-cottonbro-5870547

"Bir zar atımı asla şansı ortadan kaldırmaz"
Stéphane Mallarmé

Diyelim ki bu zarı gerçekten atma fırsatı eline geçti. Pasaportundan bu kadar mutsuzsan ve yeniden doğma zarını atmak istiyorsan, buyur, at.
Ama zarı attığında, büyük ihtimalle Türkiye’ye geri dönmek için dua edeceksin.

  1. Migration and Home Affairs ↩︎
  2. Bu yazıda "Ortalama bir Danimarkalı" refahını, Danimarka’nın medyan hanehalkı harcanabilir geliri eşiğiyle yaklaşıklıyoruz (OECD verisinde medyan disposable household income ≈ 37,2 bin USD PPP (2017)).
    Küresel payı kabaca görmek için şu "back-of-the-envelope" hesabını kullanıyoruz: Dünya Bankası’na göre yüksek gelirli ülkelerin nüfusu ~1,42 milyar (2024); dünya nüfusu ~8,2 milyar (World Bank 2024)
    Danimarka medyanı, birçok "high income" ülkenin ortalamasının üstünde kaldığı için, yüksek gelirli nüfusun kabaca %40’ının bu eşiğin üzerinde olacağını varsayarak (eşitsizlik ve ülke içi dağılımlar nedeniyle), (1,42/8,2)×0,40 ≈ %7 gibi konservatif bir büyüklük elde ediyoruz. (Not: Kamu hizmetleri ve sosyal devletin "nakit dışı" katkıları bu eşik hesabına tam yansımaz; dolayısıyla Nordik refahın bir kısmı bu tür kaba gelir eşiğiyle eksik ölçülür.) ↩︎
  3. Kontrol yanılsaması (illusion of control): Şansa bağlı durumlarda, kişinin başarı olasılığını objektif olasılığın gerektirdiğinden yüksek hissetmesi. Langer, E. J. (1975). The Illusion of Control. ↩︎
  4. Taban oran ihmali (base-rate neglect): İnsanlar öncül olasılıkları (baz oranları) ihmal edip “temsil edici” görünen hikâyelere/örneklere aşırı ağırlık verir. Tversky, A. & Kahneman, D. (1974). Judgment under Uncertainty: Heuristics and Biases ↩︎
  5. UNDP HDI 2022 ↩︎
  6. Passport Index ↩︎
  7. Erişilebilirlik/Kullanılabilirlik sezgisi (availability heuristic): Zihin, bir olayın sıklık/olasılığını, istatistiksel taban oranlardan ziyade “akla örneklerin ne kadar kolay geldiği” ile değerlendirir. Kolay hatırlanan örnekler daha olası sanılır. Kavramın klasik tanımı için bkz. Tversky & Kahneman (1973). ↩︎

1 Comment Bir yanıt yazın

  1. Konuya çok güzel bir yerden dokunan, düşündürücü bir yazı olmuş. Biraz içine girince olasılık ve matematik hem hayran bırakır hem de böyle insana tokat atar 🙂 Okulda da çok severdim bu konuları. Sevgiler

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Bunu Kaçırma!

Karmaşık Duyguların Rengi

İnsan birden fazla duyguyu aynı anda

Aşk Ne Demek?

Birçok insan hayatı boyunca “Aşk Nedir?”