Tu me manques: Eksikliğin Cümlesi

tarafından
Şubat 2, 2026
3 dakika okuma süresi

Manque

Manque, ortada hiçbir şey yokken belirmez.
Kaybolan hislerin, silinen duyguların arasından çıkar.
Bu yüzden her eksiklik manque değildir.
Bazıları sadece kayıp ya da yokluktur.
Manque ise hatırlananın bıraktığı izdir.

Fransızcada manque “eksiklik” anlamına gelir. Türkçedeki “eksik” kelimesi gibi hem soyut hem somut bir yoksunluğu ifade eder; bu yönüyle iki dilde benzer kullanımları vardır. Ancak kelimeyi bütün olarak ele aldığımızda manque, yalnızca bir şeyin yokluğunu değil; o eksiği tamamlamaya çalışmayı, yerini başka şeylerle doldurma çabasını ve buna rağmen o hissi derinlerde taşımayı anlatır.

Dilbilimsel olarak bakıldığında manquer fiilinde eksik olan özne değil, nesnedir; bu yüzden eksiklik dışarıda değil, kişinin içindedir. Dil, eksikliği yaşayanın merkezini sessizce değiştirir. İki dili kıyasladığımızda, özlem kavramının farklı kelimelerle ifade edildiğini görürüz; ancak her iki dilde de anlam, eksiklik fikri etrafında şekillenir. Değişen şey, bu eksikliğin öznenin merkezinde nasıl konumlandırıldığıdır ve bu konumlandırma, dil içerisinde kullandığımız cümle kalıplarına göre farklılık gösterir.

Geçmişte sevgi de böyle değil miydi? Aylarca, belki de yıllarca birbirini görmeden ama umudu yitirmeden, yılmadan… Mektuplarla, küçük hediyelerle, yılda birkaç kez yapılan buluşmalarla o hissi karşılıklı olarak en yoğun hâliyle yaşayabilmek mümkündü. Bu yalnızca sevgiye özgü bir durum da değildi; elimizde olanın kıymetini bilmek, eksikleri farkında olarak yaşamak ve o eksiklikle sanki tamamlanmışçasına hayata uyum sağlamaktı.

Bütüne alarak baktığımızda manque bazen tek bir kişiye ait değildir. Bir şehirde, bir dilde, geçmiş bir toplumda; bir evin çatısı altında, bir okulda ders esnasında, sevdiğinle kahve içerken ya da yarım kalmış bir cümlede ortaya çıkar. Nereden geldiğini bilmesek de varlığını sessizce hissettirir. Eksiklik duygusu bedenimizi sarıp sarmaladığında, hiç olmadığımız kadar huzursuz oluruz. “Keşke o sözler söylenseydi, keşke onu dinleseydim, keşke karşılık verseydim ya da biraz daha çabalasaydım” düşünceleri zihni doldurur.

Bu eksikliği bir çözüme kavuşturmak, yerini doldurmak ve kalbi ferahlatmak için çabalarız. Ancak bazen bu çaba, ferahlamaktan çok kapalı bir odada soba dumanıyla boğulmak gibidir; nefes almak zorlaşır. Çabalayıp olmuyorsa, kimi zaman en doğru olan yalnızca bırakmaktır. Çünkü çoğu zaman eksik olduğunu düşündüğümüz şeyi tamamladığımızda rahatlayacağımızı sanırız; oysa bazı boşluklar kapandığında değil, kabul edildiğinde anlam kazanır.

Tam da bu noktada, bugünün dünyasına baktığımızda başka bir tablo belirir. Hiçbir şeyle yetinmeyen, hep daha fazlasını isteyen bir hâl… Eline ne geçerse geçsin yetmeyen; sevgilerde, duygularda ve olanaklarda sürekli başka bir arayış içinde olan insanlar… Ve tüm bu arayışların sonunda elde kalan şey, içten içe büyüyen kocaman bir boşluk olur. Modern insan, eksikliği taşımayı değil, ondan kaçmayı öğrenmiştir; bu kaçış da çoğu zaman eksikliği daha görünür kılar.

Oysa insanlar bazı eksikleri kapatmak için değil, bazı boşlukları taşıyabilmek için yaşar. Manque, sahip olmadığımız şeylerin değil; vazgeçemediğimiz anların adıdır. Fransızcada “özlem”e birebir karşılık gelen tek bir kelime yoktur; ancak tu me manques dediğimizde yalnızca “seni özledim” demeyiz. “Hayatımda eksiksin” deriz. Çünkü manque, yokluğun değil, yerinin dolmamasının dilidir.

Manque yalnızca geçmişle sınırlı kalmaz; şimdiki zamanın içinde varlığını sürdüren, süreklilik taşıyan bir eksiklik hâlidir. Bu yüzden her şeyi telafi etmeye çalışan bireyler olmak yerine, elimizden geleni yapıp sabretmeyi öğrenmek gerekir. Çünkü eksiklik her zaman kayıp değildir. Manque hâlâ sabır ister. Ve sabır, suyun zamanla yolunu bulması gibi, en sessiz ama en güçlü açıcıdır.

Ben Felekşah,21 yaşındayım.Fransız Dili ve Edebiyatı 3.sınıf öğrencisiyim.Aynı zamanda Yeni Medya ve Gazetecilik okuyorum, okuduğum bölümler sayesinde bu alanlarda üretip ve paylaşmak için sabırsızlanıyorum.Kendi içimde biriken tüm sesleri burada yankılayıp siz okurlarıma sunmak büyük bir motive kaynağı...

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.