Son dönemde Japonya, Rusya ve Türkiye’de yaptığım gözlemler, yaşlılara bakışın ve onların çalışma hayatındaki yerinin ülkeden ülkeye ciddi biçimde farklılık gösterdiğini düşündürdü. Ülkemizde yaşlıların çalışma kültürü çoğunlukla emeklilik sonrası dinlenmek ya da ihtiyaçtan çalışmak gibi algılar çerçevesinde şekillenirken, özellikle Japonya’da yaşlıların aktif ve üretken kalmayı seçtiği, topluma katkı sağlamaya devam ettikleri fikrine kapılmak mümkün.
İzlenimlerime göre Japonya’da ve Rusya’da yaşlılar genellikle ağır olmayan, sağlığını zorlamayan hafif işlerde görev alıyor. Bu durum onların hem sosyalleşmelerine hem de kendilerini toplumun içinde hâlâ aktif ve görünür bir birey olarak hissetmelerine katkı sağlıyor. Yaşlı bireylerin hayatlarının son zamanlarını yalnız geçirmek zorunda kalmalarını da göz önünde bulundurursak toplumun içerisinde aktif görev almaya devam ettikleri sürece psikolojik olarak yalnızlık hissi de azalır, toplumda görünür oldukça hayat enerjisi, amaç duygusu yükseltilmiş olur. Japonya’da bu konu üzerine yapılan araştırmalar da çalışmaya devam eden yaşlıların depresyona daha az girdiğini, hafıza ve zihinsel aktivitelerini daha uzun koruduğunu gösteriyor.[1] Japonya gibi “topluma faydalı oldukça değerlisin” anlayışının hâkim olduğu ülkelerde “çalışmak” aynı zamanda onur ve yaşam biçimi olarak kabul ediliyor. Yaşlı bireyler hafif işlerde çalışarak kendilerine ve topluma katkı sağladıkları gibi ekonomiye de katkı sağlayarak devlete ek vergi gelirleri yaratarak emeklilik sistemine olan yükü de azaltıyorlar. Örneğin Japonya’da pek çok yaşlı gözlemlediğim kadarı ile belediye temizlik hizmetleri, rehberlik, güvenlik, park ve bahçe işlerinde aktif görev alıyor.
Bu konu ile ilgili Japonya’da denk geldiğim en tatlı olay Kyoto Arashiyama Park bölgesinde yaptığım bir yürüyüş esnasında karşılaştığım görevli yaşlı Japon amca olmuştu. Yolun tam sağa dönüşte daraldığı bir noktada elinde trafik kontrol çubuğu, üzerinde sarı yeleği ile küçük bir taburede oturup, gelen halk otobüslerinin sağa dönüşte güvenli bir şekilde dönüş olmasını sağlamakla görevliydi. Otobüs her gelişinde heyecanla yerinden kalkıp trafiği durduruyor ve otobüse geçmesi için işaret veriyordu. Belki bir trafik lambası ile daha ekonomik şekilde çözülebilecek bir konu, yaşlı bir bireyin topluma kazandırılabilmesi için çok tatlı bir göreve dönüştürülmüştü.

Sonra aklımda şöyle bir soru oluştu. Böyle bir uygulama Türkiye’de mümkün olabilir miydi? Bu konuya Türkiye’yi dahil etmeden önce biraz da Rusya’dan bahsetmek istiyorum. Rusya’da bu konuyu Japonya’daki kadar geniş kapsamlı gözlemleme fikrine kapılamamış olsam da giden dostlardan da edindiğim bilgilerden Rusya’da da benzer bir durumdan bahsedebiliriz diye düşünüyorum. Özellikle müzelerde yaşlı bireylerin görevlendirilmesi çeşitli ülkelerde sıkça karşılaşılan bir duruma benziyor. Yurtdışı seyahatlerinden bulunan dostlar da bana katılacaktır.
Rusya’nın St. Petersburg şehrindeki Ermitaj Müzesi’ni ziyaret ettiğimde, elbette ilk olarak büyüleyici sanat eserlerine hayran kalmıştım. Ancak kısa süre sonra fark ettim ki dikkati çeken sadece eserler değildi. Müzenin neredeyse her odasında, sandalyelerine sakin ama otoriter bir şekilde kurulmuş yaşlı görevli Rus teyzeler vardı. Sessizce oturuyorlar ama aslında gözleri sürekli etraftaydı. Ziyaretçiler eserlerin yakınına geldiğinde onları gözleriyle takip ediyor, biri en ufak bir temas kuracak gibi olduğunda hiç tereddüt etmeden anında uyarıyorlardı. O kadar kararlı, tatlı ve soru sorulduğunda yardımsever tavırları vardı ki insan hem kendini hemen toparlayıp daha temkinli davranmaya başlıyor hem de bu azimleri hoş bir etki bırakıyordu. Hatta itiraf etmem gerekirse, ben de farkında olmadan bir heykelin sehpasına temas ettiğimde panikli ama bir o kadar da nazik bir uyarı aldım. Görevli teyze yerinden aniden doğrulup telaşlı ama tatlı bir sesle beni uyardığında hem şaşırdım hem de istemsizce korkup, utandım. 😊 Açıkçası, sanat eserlerinden sonra hafızamda yer eden ikinci şey onların o disiplinli duruşu oldu.

Yukarıda sorduğum soruya geri dönecek olursak; peki neden Türkiye’de tam aksi bir durum gözlemleyebiliyoruz? Bu sorunun arkasında aslında sosyo-ekonomik, kültürel birçok faktör bulunuyor. Türkiye’de yaşlanan bireyin artık çalışmak yerine dinlenmesi gerektiği yaklaşımı sosyal olarak olumlu bir düşünce olarak kabul ediliyor. Bazı ülkelerde aktif yaşlanmak, üretken kalmak önemli iken Türkiye’de yaşlılar, emekliler o yaşta çalışmaktansa sosyalleşme ve aidiyet duygusu için gittikleri kırahathaneler, hemşehri dernekleri gibi mekanlarda masa oyunları oynayıp sohbet ederek vakit geçirmeyi daha olumlu olarak değerlendiriyor.

Öncelikli olarak Türkiye’de yaşlıların çalışma hayatına dahil olmamasının isteksizlikten değil, toplumun dinamiklerinden ve farkında olmadan uyum sağladığımız sosyal normlardan kaynaklandığını düşünüyorum. Bize yaş ilerledikçe çalışmanın değil, köşeye çekilip dinlenmenin doğru olduğu öğretiliyor. Hâlbuki farklı ülkelerde yaşı ilerleyen birey deneyimiyle daha da değerli hale geliyor ve üretken kalması teşvik ediliyor. Türkiye’de ise yaşlıların çalışması çoğu zaman ayıplanıyor ya da gereksiz görülüyor.
Eğer bu bakış açısı değişirse çok şey değişebilir. Yarı zamanlı iş modellerinin geliştirilmesi, yaşlılara yönelik mesleki yeniden eğitimlerin sunulması, uzmanlık alanlarına göre gönüllülük ve mentörlük sistemlerinin yaygınlaştırılması önemli adımlar olabilir. Kıraathanelerin sadece çay içilip oyun oynanan yerler yerine aktivite ve öğrenme merkezlerine dönüştürülmesi bile büyük fark yaratabilir. Türkiye’de yaşlıların toplumdan izole değil, tam tersine toplumla iç içe ve gençlerle etkileşim halinde olmalarının hem kendileri hem de gelecek nesiller için daha faydalı olacağına inanıyorum. Umarım bu değişim bir gün mümkün olur.
[1] Noguchi, T. (2021). A five-year longitudinal study using J-MICC Okazaki cohort: Impact of working beyond retirement age on health-related quality of life among Japanese older adults. Archives of Gerontology and Geriatrics.
Fernández-Niño, J. A. et al. (2018). Work status, retirement, and depression in older adults: An analysis of six countries based on the Study on Global Ageing and Adult Health (SAGE). SSM – Population Health.

