Zaman avcumuzda durmuyor artık,
Kum gibi değil,
Su gibi akıyor parmak aralarından.
Daha dün 18’in eşiğinde dururken,
Bugün otuzlara göz açıp kapıyoruz.
Ve insan kendi varlığını sorguluyor:
“Ben ne ara bu kadar büyüdüm?”
Gelecek bir adım kadar yakın,
Bir ömür kadar uzak.
O yüzden sığınıyoruz geçmişe.
Hatalar tanıdık,
Acılar ezber,
Anıların dili güvenli.
Yaş aldıkça özlem ağırlaşıyor
Omuzlara binen bir yük gibi.
Bu kısa hikayede
İnsan nefes almak istiyor.
Ama zaman ilerledikçe sevinç,
Daha az gürültü çıkarıyor sanki.
Neden özler insan geçmişini?
Belki küçük bir anı
Çekip alır bizi bugünden.
Belki artık olmayanın sessizliği.
Belki de anı yaşamak zor,
geleceği hayal etmek yorgunluk.
O yüzden hafıza çalışıyor durmadan.
Ama bu kadar düşünmek
Daha dibe çekmez mi?
Belki de çoktan dibindeyiz.
İçte biriken sözler,
dile gelmeyen duygular,
geçmişin güveni,
geleceğin belirsizliği…


Takip Et