Masum Bahar

tarafından
Mayıs 4, 2026
1 dk. okuma

Artık sıcak değildi tenim, tıpkı senin gibi.

Emindim, gözlerini kaçırdığında ben gibi.

Omzun, omzuma değince, buldum sandım dengimi.

Yanılsam bile, dizginleyemezdim ki sevgimi.

Hüzünlü gözleri, birden değiştirir fikrimi.

Kahrolurdum; kapandıkça o sendeki müjgân,

Yanaklarından süzülüp akardı tane mercan.

Düşecek bir damlaya, hiç dayanır mı ki vicdan?

Ah, onun melül melül bakan ahu gözleri…

Kendimi bile sakındığım saçlarının teli!

Ne yağmur ıslatır, o dokunamadığım eli.

Ne de onun biriktirdiği seli.

Bahar gibiydi, gönülleri mest eden.

Güneş gibi, akşam olunca terk eden.

Bulut gibiydi; gökyüzünü fetheden,

Damlayınca gökkuşağını resmeden.

Kem gözlerden kaçıp gelmişim nazara.

İçimi dağlardı, bazen bilerek bazen de kazara.

Keşke maskeni çıkartıp baksaydın, bu yazara!

Fark edene kadar, zaten düşmüştüm tuzağa.

Aklımı kendine ev mi edindin, hiç sebepsiz?

Peki hiç, elma yanakların ıslandı mı, bensiz?

Yılgın günlerin benim gibi geçti mi, nedensiz?

Hayal bile kurmazdım, hiç istemezdim sensiz.

Ondandır bu sitemim, masum görünen bahara.

Kusurlarınla görün, kusursuzca bakanlara!

Asıl kusurludur ki hiç kusuru olmayanlar,

Bir gün tökezler, hiç düşmeyeceğini sananlar.

Meğerki hep yanılmışım, azar azar.

Mevzu sen olunca, sonbahar bile susar.

Masumca severdim ama neye yarar?

Yine de söylemekte fayda var; masum olan ilk değil, sonbahar.

5 Comments Bir yanıt yazın

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Bunu Kaçırma!

İnsansız İnsancıklar

Patika

Tepedeki bir patikada yalnız bir çiçektim