Bugün Benim Doğum Günüm

tarafından
Şubat 5, 2026
3 dakika okuma süresi

Bugün benim doğum günüm. Pastadaki mumları üfledikten sonra aldığım yaşın daha da farkına varıyorum. Sönmüş mumdan çıkan dumanları takip ediyor gözlerim. Çevremdeki sesleri duymaz oluyorum. Düşüncelerim tek bir yöne kayıyor ve neden hiçbir dilek dilemedim?

Günlerdir pastanın mumunu üflerken ne dileyeceğimi düşündüm. Aslına bakarsanız hayatım dört dörtlük değildi. Daha iyi bir iş dileyebilirdim ya da kendi başıma bir evde yaşamayı. Bir araba da fena olmazdı ama, o mum yanmış bir şekilde önüme geldiğinde hiçbir şey dilemek gelmedi içimden. Mumu üflemeden dilek dilemenin saçma olduğunu düşündüğümden değil. Ben sanırım bu hayattaki en büyük zenginliğimi bulmuştum.

Çocukluğumdan itibaren manevi değerlerin her zaman maddi şeylerden daha önemli olduğunu dinleyerek büyümüştüm. Birçok kişinin de benim gibi büyüdüğüne eminim. Belirli bir yaştan sonra bu öğütlere kulaklarımı tıkamaya başladım, hırs vücudumu ele geçiriyordu. Çevremdeki insanlara baktığımda benlikleri ve değerleri yok gibiydi. Sanki bir oyunun parçası gibiydiler. Doğduklarından itibaren onlara verilen görevleri yapıyorlardı adeta. Manevi değerlerini ise bu uğurda birer birer çiğniyorlardı. Onların arasında tutunabilmek için ben de aynısını yaptım ve yavaş yavaş değerlerimi gözden çıkardım. Sonrasında aynaya her dönüp baktığımda benliğimi yitirdiğimi fark ettim. Küçükken hayal ettiğim ben değildim! Ne zaman ki üniversiteyi bitirdim ve ailemin yanına döndüm, o zaman zamanın artık benim için daha yavaş akabileceğini fark ettim.

Artık hayatımda daha çok şey yapmak için çabalamıyordum ama daha çok şey yapıyordum. Birileri bana seslendiğinde onlara bütün kalbimle zaman ayırabiliyordum, en önemlisi de kendimi dinleyebiliyordum. Bu süreçte çok değiştim, zaman yavaş aktıkça daha çok ne istediğimi anladım ve adımlarımı daha net atmaya başladım. Verdiğim her yanlış kararın düzeltilebileceğini bilerek yavaş yavaş düzelttim. Elbette ki hayatımdaki her şey yanlış değildi, beni çok mutlu eden doğrularım da vardı. Neden mumu üflerken dilek dilemediğime gelirsek; benliğimi bulmam bir etken olabilir ama kesinlikle ana sebep değildi. Ana sebep, hayatımda asla yanlış olduğunu düşünmediğim dostlarım ve onların bana bıraktıkları kahkahalardı. Yukarıdaki satırlarda demiştim ya artık benim için zaman daha yavaş akıyor diye, işte o yavaş akan zamanın içinde artık dostlarımın kahkahalarını daha net duyabiliyorum. Hayatımızda her ne olursa olsun beraber oluyor, mesafeler olsa bile. Dertlerimiz olduğunda paylaşıyoruz, beraber şakalaşıyor ve beraber sessizleşiyoruz. Bize en zor gelen şey, beraber geçirdiğimiz anıları yad etmek ve o anılara yenilerini ekleyemiyor olmak. Biliyorum, yine görüşeceğiz ama yine de zamanla özlem çok canımızı acıtıyor.

Uzak mesafedeki dostluklarımın yanı sıra yakınımda olan dostlarım da var. Onlarla kahve içmeyi, hayatlarına dair ufak dahi olsa yeni şeyler öğrenmeyi seviyorum. Her çıktığımızda farklı kahveleri deneme ile ilgili konuşmayı da çok seviyorum. Doğum günümde birçoğu, hatta uzun süredir haberleşemediğim arkadaşlarım bile benimle iletişime geçiyor ve bana güzel dileklerini iletiyorlar. Birkaçı ile ilerleyen günlerde görüşeceğim ve rahatlamış bir şekilde vedalaşıp evime döneceğim. İşte bütün bunları düşündükçe dileklere ya da hediyelere ihtiyacım olmadığını anlıyorum, yüzümde bir gülümseme ile pastamı yiyorum.

Son olarak sevgili dostlarıma bir şeyler söylemek istiyorum; bana bunca zaman verdiğiniz anılarınız için teşekkür etmek istiyorum. Elbette ki bu anıların yenilerini isteyecek kadar açgözlüyüm, bu yüzden bir an önce gerçekleştirmek üzere bana vereceğiniz kahve sözlerinizin talibiyim.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Bunu Kaçırma!