Güç Kardeşliği

tarafından
Mart 8, 2026
4 dakika okuma süresi

Hastaneler, genelde acının, kederin olduğu yerlerdi. Hayat da vardı içinde, yeni yaşamlara açılan kapılar… Ama onkoloji servisi öyle değildi. Zeynep, kolunda serum, önünde açık ama bir türlü bitiremediği kitabı ve en sevdiği battaniyesi ile dışarıyı izliyordu. Artık her şeyin bittiğini, bir daha okula gidemeyeceğini, ailesi ile sayılı günleri kaldığını biliyordu. Birden uykuya daldı ve hafif aralık camdan belli belirsiz, upuzun saçlı güzel mi güzel bir peri girdi. Zeynep’in kalbine dokundu.

Ertesi gün Zeynep, hiç olmadığı kadar güzel uyandı. Canı annesinin ona yaptığı çikolatalı pastadan istiyordu. Hastalık geldi geleli bu kurabiyeyi ilk defa istiyordu. Hemşire, Zeynep’in iyi görünmesine çok şaşırmıştı. Çünkü Zeynep, aylar sonra ayağa kalkmış, hatta bahçeye inmiş, güneşin tadını çıkarıyordu. Zeynep, bahçede bankta bulduğu bez bebeğe gülümsüyordu.

Bir gün, diğerinden farklı değildi. Bilgisayarın başında kara kara düşünen Elif, yazacağı hikayeyi asla tamamlayamıyordu. Odasında kağıt çöpleri birikmiş, bırak toplamayı, masasından kalkacak mecali kalmamıştı. Bu hikayeyi tamamlamazsa, kariyeri düşüşe geçecekti. Yine masasının başında uyuyakaldığı bir gündü. Bir anda uzun saçlı peri Elif’in başında belirdi. Omzuna yavaşça dokundu ve gözden kayboldu. Ertesi gün, Elif uyandı ve açık kalmış pencereyi kapattı. Başucunda bulduğu bez bebeğe anlam veremedi. Nerede, ne zaman almıştı? Çalıştığı masasına tekrar oturdu ve aklına hikayenin devamı geldi. Yazdıkça yazıyordu, kelimeleri adeta dans ediyordu. Çok mutluydu, bu hikayeyi ne zaman nerede aldığını hatırlayamadığı bez bebeğine armağan etti.

Nazlı, aylardır iş arıyordu. Bakmadığı yer, görüşmediği kimse kalmamıştı. Yaptığı başvurular bile görüntülenmiyordu artık. Çoğu zaman red mesajı geldiğinde, cevap gelen yere başvuru yaptığını bile hatırlamıyordu. Ailesinin baskısı, maddi imkansızlıklar, çevresinde güzel konumlara gelen arkadaşları günden güne Nazlı’yı yok etmeye başlamıştı. Sosyal medyada paylaşım yapmayı çok seven ve hayatının her anını paylaşan Nazlı, artık paylaşım yapmak bile istemiyordu. Yine umutsuzluk bataklığına düştüğü günlerden birinde, Nazlı parkta yürüyüşe çıkmıştı. Yorulduğunu hissedip bir banka oturdu. O sırada omzuna arkadan bir el dokundu, saçlarını sevdi. Nazlı arkasını döndü ama kimseyi göremedi. Ne olduğunu, kim olduğunu anlamadı ve banktan kalkıp yürümeye devam etti. Ağaçların arasında yere düşmüş küçük bir bez bebek gördü. İlk defa bir bebeği bu kadar almak istedi. Aynı kendisine benzeyen bu minik bez bebeği burada kim bırakmıştı? Nazlı, bebeğin sahibini bulurum ümidiyle sosyal medyada bebeği paylaştı. Birkaç gün hiç cevap gelmedi. Günler sonra, mesaj kutusuna bir mesaj geldi. Aynı bebekten Zeynep adında bir kız da bulmuştu hastane bahçesinde. Elif ise evinde, çalışma masasında bulduğunu yazmıştı. Mesajlar devam etti. Aylin, Sude, Zülal, Ayşe, Aydan, Esra… Bir sürü kız kardeşi de aynı bebeği tam da en umutsuz oldukları anda ne olduğunu anlamadan bulmuşlardı.

Nazlı, bu bebek paylaşımı sayesinde sosyal medya hesabını büyüttü ve hep istediği influencerlık mesleğini yapmaya başladı. Çok istediği ama bulamadığı iş teklifleri bir anda sıra sıra gelmeye başlamıştı Nazlı’ya.

Bir gizemli el, en umutsuz oldukları anda kız kardeşlerine dokunuyor, onlara kendinden bir iz bırakıyordu. Bu bez bebekle karşılaşan tüm kadınlar içlerindeki gücün farkına varıyor, bir anda iyileşiyor, dönüşüyor, gelişiyorlardı. Aslında bu bebek, tüm kadınların içindeki güçtü. Bazen içimizdeki gücü unutuyor, umutsuzluğa kapılıyorduk. Yeniden hatırlamamız için bir küçük işaret yeterliydi. Bu bebeği tüm kadınlara bırakan o güzel peri, aslında tüm kadınların kalplerinde beliren o ışıktı. Hayatımızı güzelleştiren o ışık, hepimizin kalbindeydi. O ışığı doğru zamanda yakabilmek ve tüm kız kardeşlerimize yayabilmekti önemli olan.

Nazlı ve bebeği bulan tüm kız kardeşleri, bir topluluk kurmaya karar verdiler. Bu topluluk, en umutsuz oldukları anda kız kardeş dayanışmasını güçlendirmek için gerekli tüm desteği verecekti. Kız kardeşler el ele tutuşup kadının gücünü tüm dünyaya göstereceklerdi.

Güç Kardeşliği tam da böyle bir şeydi. Biz kadınlar birbirimize görünmez bir bağla bağlıyız. Birbirimizi en iyi biz anlarız. Umutsuzluğa düştüğümüz her an birbirimizden güç alırız. Öyle bir gücümüz var ki tüm dünyaya ışık saçarız, sarıp sarmalarız. Bu yazıyı okuyan kız kardeşim, sakın unutma güç senin içinde. Yeter ki kalbinin ışığı hiç sönmesin…

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.