Emekçilerin Kepenkleri

tarafından
Mayıs 1, 2026
3 dakika okuma süresi

Saat sabahın sekizi, çevreden dükkan kepenklerinin hareketlenme sesleri çalınıyor kulaklara. Kimseler yok sokaklarda; öyle ki her adımınızda kendi ayak seslerinizi duyabiliyorsunuz. Herkes kendini derin uykunun kollarına bırakmış durumda, hareketlenen kepenklerin önündeki kişiler hariç.

Gelin, bir tanesine yakından bakalım. Evin bütün halkı uyurken gelip bakkalını açan herhangi bir mahallenin herhangi bir bakkalının güler yüzlü amcasını düşünelim. Dükkanının kepengini araladıktan sonra güzelce dükkanını temizliyor, bütün işini bitirdikten sonra kendine demlediği çayından bir bardak alarak dükkanının önüne oturuyor. Yalnızca sokaktan geçen kediler olduğu için bu bakkal amca biraz kedileri seviyor, sonrasında ise derin düşüncelere dalıyor. İlk düşüncelerinden bir tanesi gün içerisinde neler satacağını tahmin etmek olurken sonrasında düşünceleri ailesine kayıyor. Elbette bütün ailesi evde güzel bir kahvaltıya oturacakken kendisi burada olduğu için yüreği buruk fakat belki de kendi babasından öğrendiğinden olsa gerek, o gün açmamaya gönlü el vermiyor. Yine de aklından geçiyor o düşünceler, büyüyorlar, adeta gözlerinin önünde beliriyorlar. Hemen ardından ise tek bir soru canlanıyor zihninde, “Ben emekçi değil miyim, neden ben bugün de çalışıyorum?”. Ardından babasının azarlaması zihnini doldursa da soru zihnini kurcalamaya devam ediyor. Elindeki çay bittiğinde ayağa kalkıyor, yavaş yavaş hareketlenmeye başlayan sokaklara küskün bir şekilde arkasını dönüp dükkanına giriyor. Çok geçmeden ilk müşterisi kapıda beliriyor. Gelen kişinin yüzüne baktığında bir gülümseme karşılıyor onu, kendi de kafası ile selam verdikten sonra küçük dükkanın tezgahının ardında beklemeye başlıyor. İçeri giren adam her gün şık giyiminin aksine bugün bir pijama ile beliriyor dükkanda, üstelik her zamanki saatinden çok daha geç bir vakitte. Alacaklarını seçtikten sonra bakkalın minik tezgahının önüne geliyor ve ödeyeceği fiyatı öğrenmek adına elindeki her şeyi bakkal amcanın önüne, tezgaha bırakıyor. Bakkal amcamız her birinin fiyatını söyleyip toplama işlemini yaparken müşterisi de tatil ne kadar iyi olduğundan bahsetmeye başlıyor. Dinlenmeye ihtiyacı olduğundan, ne kadar çok çalıştığından ve yaptıklarından bahsediyor. Bakkal amcamız hepsini diliyle onaylasa da zihninde öfkeden başka bir şey belirmiyor, bütün bunları o da yapmıştı halbuki! Oysa ona tatil yoktu, o gelen herkesin ödemesi gereken ücreti hesaplamak zorundaydı her zamanki gibi! Müşterisi ücreti ödedikten sonra günün geri kalanının mutluluğuyla yeniden bakkala gülümsedi ve ayağındaki terlikleri ile tembelce evinin yolunu tuttu. Oysa bakkal amcamız halen aynı noktada takılı kalmıştı, zihni aynı soruların etrafında dört dönüyordu.

Gün boyu bu şekilde geçti. Beklediğinin aksine o gün neredeyse hiç boş kalamamış, bir sürü insanın alışveriş yapmasını izlemişti. Gelen herkes ufak tefek şeyler alırken adeta nispet yaparcasına tatilinden bahsediyor ama karşısındaki adamın da bir emekçi olduğunu göz ardı ediyordu. Akşam saatleri geldiğinde bakkal amcanın yüzü iyice düşmüş, eline sabahtan demleyip defalarca ısıttığı çaydan bir bardak daha alıp dükkanın önünde yeniden yerini almıştı. Çayını bitirdikten sonra nihayet o da kepenkleri indirecek ve ailesine kavuşabilecekti. Sabah kahvaltıyı birlikte yapamamışlardı ama belki de ailesi ile akşam yemeğini birlikte yiyebilirlerdi.

Çayını bitirdikten sonra dükkanını toparlamak için arkasını döndüğünde kapının eşiğinde soran gözlerle bakan, yüzü gözü kapkara bir çocuğa ilişti gözleri. Elleri yağ içindeydi, belli ki sanayide çıraklık yapıyordu. Başı ile içeri geçmesi için işaret yaptıktan sonra gün içinde defalarca kez yaptığı gibi tezgahın ardına geçti ve beklemeye başladı bakkal amca. Çocuk kısa bir süre ardından alacağı iki parça şeyi almış ve karşısında belirmişti. Neşe ile bakkal amcaya bakarken ağzını araladı ama gün içindeki bütün konuşmaları unutturacak tek bir şey döküldü dudaklarından, “Bizim de emekçiler bayramımız kutlu olsun amca, işçiler için yaptıkları tatil gününde çalışan bizlerin de emekçi bayramı kutlu olsun!”

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Bunu Kaçırma!

Eğilen Bellerden Yükselen Dünyaya: 1 Mayıs

Bu dünya, onu inşa edenlerin sırtında
8-mart

8 Mart: Kutlama Retoriğinden Politik Hatırlamaya

Günümüzde her yıl 8 Mart tarihi