Sinema tarihi, son derece etkileyici cevherlerle doludur. 1920’li ve 30’lu yıllarda yapılmış filmler arasında da bunların mevcut olduğunu söylemek mümkündür. Nosferatu, Frankenstein, Dracula gibi klasiklerin siyah beyaz versiyonları hep bu döneme denk gelir. Freaks gibi ilginç korku filmleri de vardır mesela. İşte The Cabinet of Dr. Caligari de bu cevherlerden biridir.
Sanatsal Açıdan Bir Başyapıt
Öncelikle sanatsal açıdan çok tatmin edici bir film olduğunu belirtmek gerekir. Filmin etkilendiği akımların başında, oldukça belirgin bir şekilde, dışavurumculuk yani ekspresyonizm gelir. Bunun dışında sürrealizm etkileri de görülmektedir.
Görsel Şölen: Sınırlı İmkanlarla Büyük Etki
Çekildiği yılların sınırlı imkânlarına rağmen bu film, izleyiciye tam anlamıyla bir görsel şölen sunuyor. Öyle ki tek bir kereden daha çok izleme isteği yaratıyor.
Korku ve Gotik Atmosfer
İlk korku filmlerinden biri olarak kabul edilen yapıtta genel olarak karanlık ve gotik bir atmosfer var. Üçgen şekillerin baskınlığı ve sarmala benzeyen formların sık kullanımı dikkat çekiyor. Aslında karanlık atmosfer yakalama konusunda çok çeşitli teknik efektlere sahip olmalarına rağmen günümüzün bazı korku filmlerinden daha başarılı ve sanatsal bir etki yaratmıştır.

Eşsiz Karakterler ve Sıradışı Anlatım
Kendini Dr. Caligari olarak tanıtan çılgın bir karakter ve birlikte gösteri yaptığı uyurgezer Cesare karakterinin merkezde olduğu filmde, hikâyenin de sıradışı olduğunu söylemek mümkündür. Alman yapımı olan bu eser, dünyanın gerilimli olduğu bir dönemde çekilmiş olduğunu hissettiriyor. Örneğin karakterlerin diplomatik baskılar ile karşılaşması… Dönemin bu can sıkıcı sosyal ortamına karşı da sanat ve ekspresyonizm ile yanıt verilmiş. Korku, kaygı, endişe gibi hisler filmde yoğun olarak kullanılmış ve bunun da dönemin atmosferine bir gönderme olduğu söylenebilir. Ekspresyonist ve tuhaf bir anlatım kullanılması ise baskıcı tutumlara karşı bir nevi isyan olarak yorumlanabilir. Böylelikle sanatın gücü kullanılarak ortaya modern zamanların korku filmlerine bile ilham vermeyi başaran bir eser çıkmış.
Müzik ve Farklı Deneyimler
Filmin kendine özgü soundtrack müziği de güzel ancak bir seferde bir dark wave grubu eşliğinde, örneğin She Past Away albümü eşliğinde izlemek uyumlu olacaktır ve izleyiciyi farklı alemlere götürecektir.
Set Tasarımı ve Dekorun Büyüsü
Gerçeküstü bir dünyada geçen filmin en hoş özelliklerinden biri de set tasarımı ve dekor kullanımı. Her sahne adeta bir tabloyu andırıyor. Siyah beyaz ve sessiz bir film olan The Cabinet of Dr. Caligari, her sahnede duygulara ve iç dünyaya yönelir. Tuhaf tasarımlar ile tam anlamıyla dışavurumculuğun hakkını veriyor. Hatta bazen bir rüya izliyormuş gibi hissediyorsunuz kendinizi.
Sinema Dünyasında Kalıcı Etki
O dönemlerin usta yönetmeni ve Metropolis filminin yaratıcısı Fritz Lang da bu filme katkıda bulunan isimlerden. Yüzüncü yılını kutlamasının üstünden beş yıl geçen bu film hâlen sinema dünyasındaki etkisini koruyor ve korumaya da devam edecek gibi görünüyor.

