Bir bardak, karanlık.
Bir kaşık, yalnızlık.
Bir tutam, sessizlik.
-DİNLE, TARİFİNİ VERİYORUM! -
Nasılmış sensizlik?
Saydamdın, güneşime engel buluttun.
Yağmurdun, kurak topraklarıma bolluktun.
Yüzüne bakamazdım, tenin soğuktu.
Son nefeste, soluyamadığım soluktun.
Soluk almak geliyor içimden,
Tam o anda aklıma geliyorsun.
Bütün hiddetimi dünyadan alıyorum;
Bu cani, bu keşmekeş dünyadan.
Yıldızlara, güneşe, aya;
Seni hatırlatan her türlü yaraya.
Nefret dolu sözcükler savuruyorum.
Sensizliği, sessizliğe çağırıyorum.
Sessizliğe çekilir, bitkin düşerim.
Sonra, sensizliği; seni düşlerim.
Umudumu yitirdiğimde, tutunduğum dalım;
Yalnızken, sızlayan sol yanım.
Sensiz, ruhum sıkışır;
Narin bir elbise içinde karanlığa bürünür.
Yutkunur, karanlığı yudumlarım.
O derin sessizliğin içinde, sorular sorarım kendime.
Ses çıkmaz ne ağzımdan ne de ruhumdan.
Defalarca sorduğum sorular;
Her tekrarlandığında, yüreğimi dağlayan sorular.
Senin ardından cevapsız kalır, yerine hatıralar belirir.
Dört bir yanımı hasret sarar, bir köşede kalakalırım.
İşte o anda, sessiz ve aciz kalırım.
Kaçarım sensiz karanlıklardan; ama peşimi bırakmaz,
Hatırlalar dediğim lanet.

