Düşmekten Korkmuyorum

tarafından
Ocak 15, 2026
2 dakika okuma süresi

Bunca zaman ben kendimi her daim düşmeye hazırlamışım, halbuki yapmam gereken hiç düşmemeye odaklanmış. Bu düşünceyi nihayet edinebildiğimde bazı şeyler için çoktan pişmanlıklarım oluşmuştu bile.

Sanılanın aksine bu düşünce yaşadığım vurucu bir darbe ya da hayatımı değiştirecek bir olay sonrasında zihnime dolmadı. Aksine sakin bir şekilde kaldırımda yürürken günümü gözden geçirdiğim güneşli bir yaz gününde belirdi. O an yürümeyi bıraktım, kendi kendime düşüncemi birkaç kez tekrarladım. Öyle ya bu düşünceyi sindirmek, bu zamana kadar oluşturduğum duvarları yıkmak anlamına geliyordu. Sahi ben neden en risk almam gereken yaşlarımda kabuğuma çekilip susmuştum? Neden bana her yap denilen şeyi yapmış, neden her hayalimi insanlar yapamazsın dediği için daha başlamadan dahi bırakmıştım? Üstüne üstlük sadece bunlarla kalmıyordu pişmanlıklarım. Ben neden insanlarla konuşmamış, söylemek istediklerimi yalnızca içimden tekrarlamakla yetinmiştim? Hatırlıyorum da insanların beni anlamayacağını düşünerek anlatmamayı seçmiştim. Ne kadar da yanlış bir düşünce, halbuki beni anlayabilecek en az birisi çıkardı karşıma. Sonrasında düşündüğümde insanların yargılayacaklarını düşündüğüm için anlatamadığımı fark ettim.

Bunun dışında hayatımda birçok şeyi kendimi güvenceye almadan yapamadığımı fark ettim. Örneğin bir sorunun cevabından emin değilsem o cevabı söylemeyi denemezdim ya da yeterince iyi yapamadığım bir sporu yapmayı denemezdim. İşin komik tarafı risk alamayanların ilerleyemeyeceğini düşünürdüm ama risk alamayacak kadar hayatımın yolunda gittiğine dair bir yalana inanmıştım. Bu yalanı kendim uydurmuş ve kendimi de ustalıkla inandırmıştım.

Şu anda bu düşüncelerimi yıkıp yıkamadığımı soracak olursanız sanırım ben hâlâ yürürken durduğum noktadayım. Yaptığım birçok davranışın sonunu düşünmeden yapmaya çalışıyor ve hayatımı güzelleştirecek ufak da olsa riskler almaya çalışıyorum. Yine de aldığım her kararda geriye dönüp yüzlerce defa “Sorumsuzluk muydu yaptığım yoksa doğru mu yaptım?” diye sormaktan kendimi alamıyorum.

Hepimizin bu türden kaygıları olduğunu biliyorum, hepimiz “Önünü görmeden adım atma.” düşüncesi ile büyütüldük. Peki önümüzü görmek gerçekten bizi istediğimiz noktaya taşıdı mı? İçimizden bazılarını taşımış olabilir, buna eminim. Ama içimizde benim gibi düşünen, sadece “söylediğinde duygu ve düşüncelerini” anlayabilecek insanlar bulamadığına da eminim. Peki o zaman küçük bir tavsiye bırakabilirim bu satırlara, kendinize küçük bir notla bu gerçeği itiraf edebilirsiniz. Bu not bir günlükte de yer alabilir, öylesine yazdığınız bir yazıda da. Kim bilir belki siz de bir gün kendi kaldırımınızda yürürken olduğunuz yerde durmanızı sağlayacak bir düşünceye sahip olabilirsiniz!

Son olarak kendinizi bolca dinlemeyi unutmayın, her ne kadar düşünce zihnimde birden var oluvermiş gibi yazsam da her şeyi kendimi uzun uzun dinlememe bağlıyım. Siz de kaldırımlarda yürürken müziğin sesini kısmayı ve iç sesinizin volümünü arttırmayı unutmayın, zira yürüdüğünüz kaldırımın etki edecek hiçbir sihirli dokunuşu kalmayacaktır.

2 Comments Bir yanıt yazın

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.