Sabahın Üçü

tarafından
Şubat 19, 2026
3 dakika okuma süresi

Yazar: Gianrico Carofiglio / Sayfa sayısı: 152 / İş Bankası Kültür Yayınları

Yazar Hakkında

Gianrico Carofiglio 1961 yılında Bari’de doğdu. 2007 yılına kadar Savcı olarak görev yaptı. 2008-2013 yılları arasında senatörlük yaptı. Yazdığı türler arasında çok satan suç romanları, öykü ve denemeleri bulunmaktadır. Kitapları pek çok dile çevrilerek dünya çapında milyonarca okura ulaşmaktadır.

Kitabın Kısa Özeti

Henüz çocukken anne ve babası ayrılan Antonio, günün birinde sebebi bilinmeyen ataklar geçirmeye başlar. Doktora gittiklerinde kendisine epilepsi teşhisi konur. Turistler tarafından tekinsiz bulunan Marsilya şehrinde, bu alanda ünü yayılmış bir doktora görünmeye karar verirler.

Doktor, Antonio’nun durumunun geçici olabileceğini söyler; ancak onu göndermeden önce atakların yeniden ortaya çıkıp çıkmayacağını anlamak için iki gün iki gece uyumaması gerektiğini belirtir. Eğer bu süre boyunca krizler tekrar etmezse, iyileştiğine karar verilecektir. Bu süreçte babası, Antonio’nun uyumadığından emin olmak için ona eşlik edecektir.

Ve bu 48 saatlik zaman diliminde, birbirlerinden uzun süredir uzak kalan baba ve oğul; matematikten felsefeye, aşktan hayata kadar pek çok konu hakkında konuşarak şehirde dolaşırlar. Böylece birbirlerini yeniden tanımaya başladıkları bir yolculuk da başlamış olur.

Karakterler

  1. Antonio

18 yaşında, içine kapanık ve hassas bir gençtir. Epilepsi geçmişi nedeniyle (nörolojik bir sorun sonrası) uykusuz kalması gereken bir tedavi süreci için babasıyla Fransa’ya gider. Annesine daha yakın büyümüş, babasıyla mesafeli bir ilişkisi vardır. İç dünyası yoğun, sorgulayıcı ve kırılgandır. Bu üç gün boyunca hem babasını hem de kendisini yeniden tanımaya başlar.

2. Antonio’nun Babası

Uzun süre ailesinden uzak kalmış, oğluyla bağı zayıflamış bir figürdür. Kontrollü, mesafeli ama içinde suçluluk ve pişmanlık taşıyan bir adamdır. Oğluyla kuramadığı bağı bu kısa zaman diliminde telafi etmeye çalışır. Geçmişte yaptığı hataları itiraf edebilecek kadar dürüstleşir.

3. Antonio’nun Annesi

Hikâyede doğrudan aktif değildir ama etkisi büyüktür. Antonio’nun güvenli limanıdır. Anne–baba arasındaki geçmiş gerilim, baba–oğul ilişkisinin temelini oluşturur.

Kitap Yorumu

Bu kitapta, kaybolan bağların zamanla nasıl sessiz, neredeyse fark edilmeden büyüyen bir kedere dönüştüğünü hissettim. Büyük kırılmalar ya da dramatik sahneler yok; aksine, söylenmeyenlerin, ertelenmiş cümlelerin ve yarım kalmış bakışların ağırlığı var. Yazar, okuru yormadan ve bir mesaj verme telaşına kapılmadan, sanki geçmişinden bir anıyı usulca masaya bırakır gibi anlatıyor hikâyesini. Bu da metni samimi ve gerçek kılıyor.

Hikâye ilerledikçe, baba ile oğul arasındaki mesafenin aslında yalnızca fiziksel değil, duygusal olduğunu fark ediyorsunuz. Marsilya sokaklarında yapılan yürüyüşler, sadece bir şehirde dolaşmak değil; geçmişin, pişmanlıkların ve kaçırılmış anların içinde sessiz bir yolculuğa dönüşüyor. Şehir, karakterlerin iç dünyasına eşlik eden bir fon gibi ne baskın ne de süslü, sadece orada ve tanık.

Elbette kitap çok derin anlamlara, psikolojik ve felsefi okumalar yapmaya açık. Ancak ben özellikle bunları zorlamadan, hikâyenin akışına kendimi bırakmayı seçtim. Üç gecenin dingin ama ağır atmosferinde, uykusuzluğun getirdiği açıklık hâliyle kurulan sohbetlerin içime işlemesine izin verdim. Belki de kitabın en güçlü yanı bu: Okurdan bir şey talep etmiyor, sadece hissetmeye alan açıyor.

Bu yönüyle Sabahın Üçü, yüksek sesle anlatılan bir hikâye değil; fısıltıyla konuşan, durup dinlediğinizde anlamını çoğaltan bir kitap. Bana, bazen iyileşmenin büyük yüzleşmelerle değil, aynı sokakta yan yana yürüyebilmekle başladığını hissettirdi.

Alıntılar

“Neden yapmıştı bunu? Muhtemelen yapabildiği için. Şiddet hemen her zaman bu basit gerekçeye dayandırılır”(s.61).

“Hayatının büyük bir kısmını üstün bir bilginin koruyucusu olduğun kanısıyla yaşarsan ve bir gün bu kanı yerle bir olursa o zaman yerini yönünü yitirmiş hissedersin. Ansızın hiçbir şey ilgini çekmez olur.”(s. 76).

“Belki ayrılmak istemediğin bir yerde bıraktığın nesne, oraya bağlı kalmanın bir yoludur. Dönmeyi ummanın bir yolu. Bilmiyorum”(s. 84).

Gianrico Carofiglio, Sabahın Üçü (2024)

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Bunu Kaçırma!

Geçmişi Bilmek Değil, Anlamak: İlber Ortaylı’nın Tarihçiliği Üzerine

Tarih çoğu zaman geçmişte yaşanmış hadiselerin

Moby Dick’te Anlam Arayışı

Pequod’da Başlayan Yolculuk Moby Dick, bir