Bir Lideri Değil, Bir Bilinci Anmak: Toplumsal Yasın Dönüştürücü Gücü

tarafından
Kasım 10, 2025
4 dakika okuma süresi

Seksen yedi yıldır hiç değişmeyen, düzenli olarak her birimizin gerçekleştirdiği bir eylem var. Her yıl tarihler 10 Kasım’ı gösterdiğinde, sabah saat dokuzu beş geçe tüm ülkeyi büyük bir sessizlik kaplar. Tam o anda, tüm ülkede yalnızca tek bir ses duyulur: siren sesi… Bu sessizlik ve yaşama iki dakikalık ara verme hali, her ne kadar yas tutma gibi görünse de aslında Türk halkı adına çok daha fazlasını ifade etmektedir.

İki dakikalık sessizlik ve saygı duruşu anında, ülkenin her bir bireyi benzer duyguları hissetmektedir; kaybın ardından duyulan üzüntü ve özlem… Fakat bu duyguların haricinde bireylerde, farkındalık hali de söz konusudur. Pek çok birey, o anda yoğun bir şekilde hissetmiş olduğu hüzün ve özlem duygusunu, bir milletin yeniden doğuşunun getirmiş olduğu heyecanla harmanlanmış bir şekilde hissetmektedir. Bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk’ün ardından tutulan yas, aynı zamanda Türk toplumunun kimlik ve değer yargılarının yeniden belirlenme sürecinin de bir göstergesidir. Bu doğrultuda özlem ile umut ve heyecan, hüzün ile mutluluk duyguları iç içe geçmiştir.

Yasın Psikolojik Boyutu

Psikolojik açıdan yas kavramı, birey için değerli ve anlamlı olan bir şeyin kaybedilmesi ve bu kaybın ardından yaşanan, bireyin yeniden uyum ve dönüşüm süreci olarak tanımlanmaktadır. Elisabeth Kübler-Ross (1969/2023) yas sürecini beş ayrı evrede ele almaktadır. Bu aşamalar sırasıyla: inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenmedir. Her ne kadar bu evreler bireysel anlamda tanımlanmış olsa da toplumsal anlamda da aynı aşamaların söz konusu olduğunu söyleyebilmekteyiz.

Türk toplumu, Mustafa Kemal Atatürk’e yaşamının her anında özlem duyuyor olsa da geçirmiş olduğu yas sürecinin bir sembolü olarak, her yıl 10 Kasım tarihinde saygı duruşuna geçmekte, Anıtkabir’de gerçekleştirilen törenler aracılığıyla onu ziyaret ederek bu süreci tamamlamaktadır. Sağlıklı bir şekilde yönetilen yas süreci sayesinde, yoğun bir şekilde hissedilen üzüntü duygusu, zaman içerisinde yerini Atatürk’ün fikirlerinin yaşatılması inancına bırakmıştır. Kısacası, toplumsal yas sürecinin kabullenilmesiyle birlikte, toplumda yaşanan dönüşüm sürecinin, toplumsal farkındalığa büyük bir katkı sunduğundan bahsedebiliriz.

Toplumsal Bilinç ve Dayanışma

Sosyolog Émile Durkheim (1893/2023), “kolektif bilinç” kavramından bahsetmektedir. Kolektif bilinç, bir toplumun üyesi olan insanların sahip olduğu ortak duygu ve değerleri ifade etmektedir. Türk toplumunda kolektif bilincin taşıyıcısı konumunda olan kişi ise Mustafa Kemal Atatürk’tür. Her yıl kutlanan milli bayramlar ve 10 Kasım günü gerçekleştirilen etkinlikler, anma törenleri ve toplu şekilde yaşanan yas, toplumsal dayanışmayı güçlendiren sembolik eylemlerdendir. Çünkü ülkenin dört bir yanında milyonlarca insan aynı anda, aynı duyguyu yaşamaktadır.

Gerçekleştirilen anma törenleri, bireylerin hem ortak duygularda bir araya gelmesini sağlamakta hem de kolektif bir iyileşme olasılığını beraberinde getirmektedir. Nasıl ki bireysel olarak yaşadığımız yas sürecinde, bizim için oldukça önemli ve değerli olan bir ötekini kaybetmenin acısını yaşadıktan sonra, onu yaşatmaya yönelik eylemler gerçekleştiriyor ve kendimizi, bir nevi kaybettiğimiz öteki için geliştirmeye, iyileştirmeye çalışıyorsak aynı durum Atatürk’ün kaybından sonra Türk toplumunda da görülebilmektedir.

Atatürk’ün kaybı, Türk toplumunu bir otoriteye bağlı olmaktan çıkartmış ve Atatürk’ün, Türk halkına benimsetmek istediği değerlere (bağımsızlık, laiklik, milletin egemenliği vb.) yöneltmiştir. Atatürk’ün dile getirdiği “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” sözü de toplumsal dönüşüm sürecini ifade etmekte ve Atatürk’ün Türk toplumuna bırakmış olduğu mirası simgelemektedir. Bu söz aynı zamanda yas sürecinin yönetilmesi açısından da bir mesaj taşımaktadır.

Atatürk, kendi yaşamının son bulmasının kaçınılmaz olduğunu, ancak toplumun her daim yaşamaya devam edeceğini vurgulayarak; yaşanan yas sürecinin, zaman içerisinde toplumsal bir değere dönüşeceğini ifade etmektedir. Kendisi her zaman milletini düşünerek hareket etmiş ve bu süreçte psikolojik yaşantıları göz ardı etmemeye büyük önem göstermiştir. Atatürk’ün bize vasiyeti, onun düşüncelerini benimseyerek yıllar boyunca, Türkiye Cumhuriyeti’nin iyiliği, Türk halkının refahı adına yaşatmaktır. 

Yasın Dönüştürücü Gücü

Bugün günlerden 10 Kasım ve bugün yalnızca Atatürk’ü anma değil, onu yaşatma, fikirlerini ölümsüzleştirme ve onun mirasını en iyi şekilde koruma günü. Aslında bu değerlerin hiçbiri tek bir güne sığmaz fakat 10 Kasım, bize bu değerleri hatırlatıcı bir gün olabilir. Şunu unutmamak gerekiyor ki yasın dönüştürücü bir gücü bulunmaktadır ve bu güç bizleri aydınlığa yöneltmektedir. Atatürk’ü anmak ise geçmişe dönmek anlamına gelmez, onu bugünde yaşatmak anlamına gelir.

Atatürk’ün bizlere bırakmış olduğu miras yalnızca Türkiye Cumhuriyeti ve gerçekleştirdiği devrimler değildir; bizim ruhumuza işleyen, yıllarca içimizde besleyip büyüttüğümüz ve büyütmeye, nesillerce aktarmaya devam edecek olduğumuz bir düşünme biçimidir. Şunu biliyoruz ki her toplum, yasını tuttuğu liderin fikirleriyle yeniden doğmaktadır. Bizler de her yıl 10 Kasım gününde, Mustafa Kemal Atatürk ile bir kez daha doğmaktayız.

Kaynakça

  • Durkheim, É. (1893/2023). Toplumsal İşbölümü (Ö. Ozankaya, Çev.). İstanbul: Cem Yayınevi. (Orijinal eser: De la division du travail social, 1893).
  • Kübler-Ross, E. (1969/2023). Ölüm ve Ölme Üzerine (S. Soner, Çev.). İstanbul: Profil Kitap. (Orijinal eser: On Death and Dying, 1969).

Psikoloji ve Sosyoloji bölümlerinden yüksek onur derecesiyle mezun oldum. Şu anda ise İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa'da Adli Bilimler alanında yapmış olduğum yüksek lisansımın tez aşamasındayım. Lisans eğitimim boyunca kendimi geliştirmek adına pek çok kongre ve seminerlere katıldım, bildiri sunumları gerçekleştirdim, farklı dergilerde çeşitli rollerde bulundum, gönüllü eğitmenlik yaptım. Şu anda ise aktif olarak danışan görmekte ve mesleki gelişimimi sürdürmekteyim.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Bunu Kaçırma!

Zamanın Ötesindeki İnsan: Mustafa Kemal Atatürk

Giriş 10 Kasım sabahı Türkiye’de zaman

Atatürk’ü Anmak: Sonsuz Bir Yolculuk

Bir lider vardır ki, adı anıldığında