Bu Hikâye Senden Uzun Osman

tarafından
Şubat 5, 2026
2 dakika okuma süresi

Aylin Balboa’nın bu kitabını, senenin son günlerinde –ve itiraf etmeliyim ki yıllık hedefime hızlıca katkı sağlaması adına- bulup dinledim ve o kadar sevdim ki! Yazarın bir başka kitabı olan ”Belki Bir Gün Uçarız”ı da birkaç ay önce okuyup yine beğendiğimi de  sonradan fark ettim açıkçası.

Şöyle söyleyeyim, hanımefendinin dili çok keyifli. Kendine has muzip bir anlatımı var ve anlattığı her şey inanılmaz akıcı. Her bir cümlesinden zevk alıyorsunuz. Hem bu kitabı ”Bu Hikâye Senden Uzun Osman”, hem de bahsettiğim diğer eserinde ortak gözlemlediğim şey, işlediği konuların nahoşluğuna tezat olarak kitaplarının tabiri caizse eğlenceli olması.

Dönüp bakıyorsun. Temalar aşk acısı, ölüm, kayıp mesela. Ama öyle güzel anlatmış ki her satırında, takdir etmekten başka bir ruh hâlinde çok kalamıyor insan. Altını çize çize yorulacağınız cinsten. ”Bu Hikaye Senden Uzun Osman” bir ayrılığı anlatıyor bu arada. Taraflardan birinin ayrılık sonrasındaki bilmem kaç zamanlık sürecini daha doğrusu. Hem de öyle güzel, öyle isabetli, öyle doğal ki.

Belki ben abartıyorumdur. Bu kitabın hemen öncesinde çok yorucu, betimleme kusturan, ağırlığından baş ağrıtan birkaç tecrübeye maruz kaldığımdan, ilaç gibi gelmiş olabilir. Ama yine de söylediklerimin arkasındayım. Gülümseye gülümseye ilerledim her sayfasında.

Yakın takibe alacağım bu ismi eğer tanımıyorsanız bir şans vermenizi muhakkak öneririm. Kitaba dair fragman niteliğinde birkaç kesiti de aşağıya bırakıyorum.

“Doğrusunu istersen, insanlarla temas etmenin hemen her zaman bazı bedelleri oluyor. İki insan bir araya geldiğinde ilk olarak atılabilecek en büyük kazığı atıyor ve “Nasılsın?” diye soruyor örneğin. Ne bileyim ben nasılım? Düşünsen çıldırırsın. Çok düşünmemeye çalışıyorum. Bir noktada şimdiki halimden çok daha iyi olacağıma eminim fakat bu henüz gerçekleşmedi.”

“Yaşamımın sürekli talihsiz bir kaza nedeniyle değişmesinden çok yorulsam da artık bununla kavga etmiyorum. Artık hiçbir șeyle kavga etmek gelmiyor içimden. Ellerimi kaldırdım, teslim oluyorum. Savaşmayı bırakan insana kim ne yapabilir ki? Yenilmek kadar büyük özgürlük yok, şimdi kazananlar düşünsün Osman.”

“Bunca zamandır biriktirdiklerim nedeniyle boğazımda oluşmuş yumrular nur topu gibi yumruklara dönüştü. Gelirsen kendimi tutamam da ağzını burnunu dümdüz ederim diye korkuyorum. Hiç dönme Osman, ben vallahi istemiyorum.”

Kübra, 25 yaşında. İstanbul'da yaşıyor. İngilizce öğretmenliği yapıyor ama onu yaparken değil yalnızca düşünceleri hakkında konuşurken veya yazarken kendi gibi hissediyor. Anlatmayı çok seviyor, anlaşılmayı delicesine arzuluyor.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Bunu Kaçırma!

Vejetaryen

Yazarı: Han Kang Kang, 1970 yılında