Yeniden Başlat Düğmesi

tarafından
Kasım 3, 2025
2 dakika okuma süresi

Bazen takvimdeki sayfalar boşa akar, hayat bir gram ileriye gitmezdi. En azından öyle hissederdi. Hayat bir okyanus ise, o içindeki su damlasıydı. Günleri çaresizliğine ağlayarak geçerdi. Mayıs, beş parasız, başarısız, mutsuz biriydi. Öğrenciliği bitmek üzereydi. Kirada olan evine para lazımdı. İstemediği bir bölümün istemediği derslerine gittiği her dakika gözünden gözyaşı eksik olmazdı. Eee ailesinin de onu okutmaya yetecek bir serveti hiç olmamıştı. Mecbur olduğu bölümü parasız okuyordu. Zaten o da servet meraklısı değildi. İstediği işi yapmak, yazmak istiyordu. Mühendislik fakültesi, idealleri için büyük bir engeldi. Yazıyordu, durmadan yazıyordu. Bıkmadan usanmadan saatlerce, sayfalarca yazıyordu. En büyük hayali bir kitabının olmasıydı. Adı gibi bir bahar akşamında evinin yakınındaki parkta kitap okumaya gitmişti. Gözyaşları kitabın sayfalarına akarken satırlar birbirine karışıyor, okuduğu her cümle bulutlara uçup gidiyordu. Mutlu insanlar görüyordu etrafta. Kıskandığı tek şey mutlu insanlardı şu hayatta. Çünkü mutluluk ne bilmiyordu. Uzak bir şehirden gelmişti İstanbul’a. Ailesinin şiddetli baskısı onu bu büyük şehirde boğulmaya itmişti. Herkes kazanır da o kazanamaz mıydı?

Parka gidip kitap okuduğu günlerden biriydi yine. Yanına ağır aksak yürüyen bir teyze oturdu. Bastonunu yavaşça bankın yanına koydu. Yanında kahvesi, termosu, güzel kokan kurabiyeleri vardı. Bizim kızın halini görüp üzüldü, peçeteye bir kurabiye koydu, çantasından çıkardığı kağıt bardaklardan birine de kahve koydu. Mayıs, peçeteyle gözyaşlarını sildi, kahvesini içip kendine geldi ve kurabiye yiyip az da olsa açlığını yatıştırdı. O gün, cebinde hiç parası yoktu. Parka yürüyerek gelmiş, ne yapacağını kara kara düşünürken yanına gelen teyze gününü güzelleştirmişti.

Mayıs, kitabını kapattıktan sonra defterine notlar almaya başladı, yazıp yazıp karalıyor, karaladığı her sayfayı yırtıp bir yumruk haline getirip çöpe atıyordu. Bir yandan da gözyaşlarını eliyle silip rüzgardan dağılan saçlarını toparlamaya çalışıyordu. Teyzeye teşekkür etti ve eşyalarını topladı. Yaşlı teyze, hafif kısık sesle ona şöyle dedi: İçindeki sesten korkma kızım, eğer korkarsan yolunu kaybedersin.

Mayıs, eve gitti.. Yaşlı teyzenin dediği söz asla aklından çıkmadı. Sürekli kendine bu sözü tekrar etmek için söz verdi. O gece, şu ana kadar yazabildiği sayfa sayısının tam üç katı kadar yazı yazdı.

Mayıs, hayalini kurduğu, dünyasını kurmaya korktuğu, cesaretinin olmadığı o hikayeyi yazmaya çoktan başlamıştı…

Büyük salonda, kocaman bir alkış koptu. Flaşlar ve sevinç çığlıkları eşliğinde Mayıs Özel, imza gününe giriş yaptı. Bu onun hikayesiydi. Kitabının tanıtımında, gelenlerin arasında gözleri parlayarak onu izleyen birisi vardı. O kişi, parktaki yaşlı teyzeydi. Mayıs, buruşturup attığı her sayfanın altına Mayıs Özel yazardı. O gün o yaşlı teyze, o notları çöpten alıp Mayıs’ın kim olduğunu bulmak istemişti. Çünkü her zaman büyük cevherler, kendilerini gizlemek isterlerdi.

Mayıs, imza gününe gelenlere bir konuşma yaptı. Konuşmasına, yanına o gün o parkta ona yazma gücü veren teyze ile devam etti. Ve ekledi: “Yeniden Başlat Düğmesi” içindeki sesleri dinlemekten korkmayanlara gelsin…

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Bunu Kaçırma!

Geçmişi Bilmek Değil, Anlamak: İlber Ortaylı’nın Tarihçiliği Üzerine

Tarih çoğu zaman geçmişte yaşanmış hadiselerin

Aşk Ne Demek?

Birçok insan hayatı boyunca “Aşk Nedir?”