“Hiç kendini denemeyecek misin? Ne olduğunu, kim olduğunu denemeden mi öleceksin?”
— Ahmet Hamdi Tanpınar, Sayfanın Dışındakiler, (s. 10)
Bazen bir yerde denk geldiğiniz bir alıntı, zihninizin düşünce dünyasında siz fark etmeden yer eder. Belki ilk başta anlamlandıramazsınız ama o, zamanla farklı deneyimlerle karşınıza çıkar ve bir gün, belki de hiç ummadığınız bir anda, bu sözlerin anlamını düşünmeye başlarsınız. Ardından hayat size başka türlü görünür.
Tanpınar’dan bu alıntıda onlardan biri. Peki, kendini denemek nedir? ilk akla gelen düzenin dışına çıkmak kendini zorlamak gibi gelebilir. Daha önce verilmemiş bir kararı almak, yeni bir yolculuğa çıkmak, farklı bir alanda kendini geliştirmek ya da artık kendine iyi gelmeyen bir alışkanlığı geride bırakmak… Tüm bu bahsedilenler kişinin kendi istek ve sınırlarını tanımanın farklı yollarıdır. Ama kendini denemek bunlarla sınırlı değildir. Kendini denemek belki de en çok kendini tanıma, isteklerinin, sınırlarının farkına varma çabasını da içerir.
Hepimizin hayattan beklentileri, korkuları, sorumlulukları ve kendimize çizdiğimiz sınırlar birbirinden farklı. Birimiz için kendini denemek, yıllardır hayalini kurduğu bir işe başlamakken bir başkası için alıştığı düzenin dışına çıkmak, hayır diyebilmek ya da ilk kez tek başına bir yolculuğa çıkmak olabilir.
İnsanın kendi hakkında sahip olduğu bilgilerin ne kadarını deneyimlerinden, ne kadarını alışkanlıklarından ve çevresinin beklentilerinden edinir? Bir şeyi yapamayacağına karar vermek için onu gerçekten denemiş olmak gerekir mi? Ya da alışılmış bir yaşam biçimini sürdürmek, o yaşamın kişisel tercihlerle şekillendiği anlamına gelir mi? Bu soruların yanıtları kişiden kişiye değişse de ortak bir noktada buluşur: Kendini tanımak, yalnızca düşünerek değil, hayatın sunduğu imkanlarla ilişki kurarak mümkün olur. İnsan bazen bir deneyimin sonunda yeteneklerini keşfeder, bazen de kendisine uygun olmadığını düşündüğü bir yolun aslında hiç istemediği bir hedefe çıktığını fark eder. Başarı kadar başarısızlık, kazanımlar kadar vazgeçişler de bu keşfin bir parçasıdır.
Kendini denemek köklü değişikliklere gitmek veya büyük kararlar almayı gerektirmez. Alışılmışın dışında yeni deneyimler, düşüncelere yer açacak bir kitaba başlamak, bir sanat dalıyla ilgilenmek, farklı kültürleri öğrenmeye zaman ayırmak bile bu ağı genişletecektir.
İlber Ortaylı’nın Bir Ömür Nasıl Yaşanır? kitabında geçen “Entelektüel, üstüne vazife olmayan işlerle ilgilenen kişidir. Örneğin mesleği kimyacılıktır ama coğrafya ve ya tarihle de uğraşır, resim yapar. Kendi dünyasının dışıyla ilgilenendir entelektüel.” (s. 51) bu alıntıda Ortaylı kendini tanımak için bir şeyler deneyen ve bunların sonucunda kendi ilgi alanlarını keşfedip onların üzerinde uğraşan insanların da entelektüel olduklarını söyler.
Kitabın içeriğinde insanın kendini nasıl yetiştireceğinden de bahsederken bir çok alanda tecrübe sahibi olma konusunda insanın kendini denemesinden bahsediyor. İnsanın kendini tanıması için tek bir reçete olmadığını bu yolda çaba sarfetmeye istekli olunması gerektiğinden bahsediyor. Bu açıdan bakıldığında, bir ömrü anlamlı kılan yalnızca ulaşılan hedefler değil, o hedeflere giderken edinilen deneyimler ve kazanılan bakış açılarıdır. Dünyayı tanımak, insanı tanımaya; insanı tanımak ise kişinin kendisine ilişkin düşüncelerini yeniden değerlendirmesine imkân verebilir. Her yeni deneyim, hayatın daha önce fark edilmeyen bir yönünü görünür kılabilir.
Tanpınar’ın sorusu tam bu noktada anlam kazanır. Kendini denemek, aslında kim olduğunu kesin bir biçimde kanıtlama çabası değil; kim olabileceğini keşfetmeye açık olmaktır. Çünkü insanın kendisi hakkında verebileceği hükümler, deneyimlerinin sınırlarıyla da ilişkilidir.
Hayat, bütün cevapları önceden bilerek ilerlenen bir yol değildir. Bazen yeni bir başlangıç, bazen bir karşılaşma, bazen de yıllardır ertelenen bir merak, insanın kendisine ve dünyaya bakışını değiştirebilir. Önemli olan, bu ihtimalleri henüz gerçekleşmeden imkânsız ilan etmemektir.
Öyleyse asıl soru belki de şudur: Bir ömrün sonunda geriye yalnızca yaşadıklarımız mı kalır, yoksa “Hayatı Denemeden mi Geçecek Ömrümüz?”
Düşünmeye, sorgulamaya ve yeni soruların peşinden gitmeye devam etmek isteyenlere bir kitap önerim var. Belki de felsefeye nereden başlayacağını bilemeyenler için ilk adım olur. Bu kitap hakkındaki yazımı okuyabilirsiniz.
https://orimag.com.tr/dogustan-filozof-sofienin-dunyasi/
