Mir’ât

tarafından
Ekim 1, 2026
1 dk. okuma

Bazen hayatın geçiciliğini unuttuğumu hatırlıyorum.
Tam o anda bir cereyan kopuyor ve aralanıyor idrakimin penceresi.
Bir denizin kuruyuverme ihtimali ile
Süzülüyor gözyaşım ve sızlatıyor basiretimi.
Renksiz, hissiz ve yaşamak için yaşayanların
Ruhlarında kaynayan pınarın önünü açmayıp
Zamanla kör kuyulara pay edildiğine şahit oluyorum.
Sonra derinden bir ses yükseliyor kulağımda,
Yaklaşıyorum içimi sızlatan tınıya.
Narin bir genci görüyorum; duvarın dibine ilişmiş,
Bir köşeye çekilmiş, ellerini gözlerine kapatmış,
Hıçkırarak yenilgisine ağlayan.
Nasıl da iki büklüm, nasıl da kaskatı,
Nasıl da umuda sırt dönüp yarına küsmüş gibi.
Kavrasam hislerini, alsam avuçlarıma ve üflesem geçer mi?
Sıkıştırıyor kalbimi gözlerimden içeriye girenler
Ve maviliğe çeviriyorum çehremi.
Küçük bir serçenin semada azimle çırpınışı değiyor gözüme,
Kanatlarıyla rüzgara ortak olup
Kopan bir meyvenin toprağa tohum oluşunu seyrediyorum.
Uzunca bir yol var karşımda ve hızla bana doğru gelen bir tren,
Duraklarda bekleyenler, bavullarda tıka basa doluşan kıyafetler,
Cama yaslanmış ama ayakta bekleyen düşünceler…
İndirsem hepsini, silkelesem düşer mi kırılganlıkları, ümitsizlikleri ve endişeleri?
Silkelesem, sonbahar gibi bahara açar mı çiçekleri?

Bir ürperti sarıyor beni, sanki biri ayaklarımdan can suyumu vermiş gibi.
Kalbimde bir sıcaklık, içimde bir tuhaflık…
Ve aklım utanıyor unutuşlarımdan
Ama gösterilenlerden de mesut.

Bir aynadan baktım bugün,
Bilmediğim sokakların adını koyup
Hatırıma sapakları yazdım bugün.
Unutmamayı Allah’a teslim edip
Teslim oldum bugün.
Pencerelerimi ardına kadar açtım bugün.

Takip et

Ben Behice Katkat, metin yazarıyım. İstanbul ünv Çocuk gelişimi, Anadolu Ünv ilahiyat mezunuyum.Medya ve İletişim bölümü 2. Sınıf öğrencisi olup eğitimim devam etmektedir.Yaklaşık on yıldır şiir ve serbest yazı yazıyorum. İki yıldır ise Tv formatı yazıp geliştiriyorum. Her insanın yaratılırken fıtratına işlenmiş bir yeteneği olduğunu biliyoruz. Ben de naçizane sadrimin yettiğince yazmaya gayret ediyorum. Ve artik yazdıklarımın iki kapak arasında kalmasını istemedim. İnsan malının, canının sadakasını veriyor fakat yeteneğinin de sadakasıni vermesi gerektigi düşüncesine kapildim. Yazdıklarım insanların kalbinde bir kıpırtıya sebep olursa, işte o zaman kalemimin sadakasını verebileceğimin kanaatine vardim. Duygularımda ve düşüncelerimde bir kalbe küçük bir hoşluk katabilecek nasibimin olmasi hayalindeyim.
Metin yazarı · Ankara

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Bunu Kaçırma!

Özgürlükle Ne Yapacağız?

Karl Jaspers (2010: 85), “Felsefe Nedir?”

“Uyan”

Her şeyini kaybettiğini sandığın anlar vardır.