Cenazeden eve döndüğümde içimde tuhaf bir his vardı. Bu hissin adını tam koyamamıştım ama muhtemelen hüzün ile doluydum. Ne de olsa çok sevdiğim birini kaybetmiştim. Yine de o anda annemin sözleri aklıma geldi. Metanetli olmam gerektiğini söylemişti. Evet doğru, ne derler bilirsiniz: “Ölenle ölünmez.”
Bir süre odamda oturmaya karar verdim. Onun evinden almış olduğum küçük boyutlu, parfüme benzeyen şişeye baktım. Kapağını açıp kokladım. Son derece güzel kokuyordu. Tam bir “vintage” parçaydı. Üzerinde karanfil notasının olduğu yazıyordu. Eskiler gerçekten bu işi biliyormuş diye düşündüm. Acaba anneannem bunu saklarken ne düşünmüştü? Bunu merak ettim çünkü çok kullanılmamıştı.
Ben böyle derin düşünceler içindeyken bir anda odaya ev işlerini yapan abla geldi. Bugün evde o da vardı. “Rahmetli çok iyi biriydi. Mekanı cennet olsun” dedi. Ben de bu sözü onaylarcasına kafamı salladım. Kalkıp biraz diğer odaya geçeyim diye düşündüm. Rahmetlinin de yaşarken geçmiş olduğu koridordan geçtim.
Son zamanlarda artık biraz yürüme sıkıntısı çekiyordu. Bizim evimizde de kalmıştı o dönemde ve duvara tutunarak yürürdü gece vaktinde. Ben de o koridordan geçerken içime tuhaf bir his geldi. Sanki anneannem, çok yakınımdaydı. O sırada tam yanımdan beyaz giysili bir kadın geçiyor gibi hissettim. Hatta elbisesindeki danteli bile gördüm. Sonra kendi kendime bunun sadece bir göz yanılgısı olduğunu söyledim. Belki de çok üzgün olduğum için bir halüsinasyon görmüş olabilirim.
Diğer odada oturup bir sigara yakayım demiştim ki aynada yansımamı görünce epey şaşırdım. Saçlarım bir anda lüle lüle olmuştu. Rengi de daha koyulaşmıştı sanki. Bu görüntü içten içe hoşuma gitti ama biraz da tuhaf hissettirdi açıkçası. Oturup sigara içmeye devam ederken aklıma anneannemin evinde radyodan dinlediğimiz Türk sanat müziği şarkıları geldi.
Sonra diğer odaya dönmeye karar verdim. Lüle lüle olmuş, koyu saçlarımla yürürken kendimi garip hissettim. Ev işlerini yapan abla, hâlen oradaydı. Bana doğru bakıyordu ve korkmuş gibi bir hâli vardı. Sanki benim göremediğim bir şey görmüştü. Merak ettim ve sormak istedim ama bunu açık açık soramazdım tabii ki.
Bu tuhaf ve hüzünlü günün sonu gelmişti ve artık gece olmuştu. Benim için de yatma vakti gelmişti aynı zamanda. Ama belli ki hemen uykuya dalmak kolay olmayacaktı. Odada bir yatak daha vardı ve tamamen boştu. Annem gelip üzerine beyaz bir örtü serdi ve çıkıp gitti.
Bir süre sonra yatağın üzerinde oturan bir kadın gördüğüme eminim. Kapıya yakın tarafta oturuyordu. Epey üzgün görünüyordu, ağlamaklıydı âdeta. Saçları uzun ve dalgalıydı. Uzun, beyaz renkli ve dantelli bir elbise giymişti. Saç rengi çok güzeldi, tam anlamıyla “ginger” olarak tâbir edilen renkteydi. Yüzünü ise tam göremedim çünkü önüne bakıyordu. Birden bu görüntü kayboldu.
Kendimi biraz korkmuş hissettim ama ”Sanırım yine hayal gördüm.” dedim. Ne olduğu konusunda oldukça kararsızdım ama zaten elimden bir şey de gelmezdi. En iyisi arkamı döneyim diye düşünürken bu sefer de koridordan sesler gelmeye başladı. Sanki birisi duvarlara dayanarak yürüyordu. Odayı da hafiften anneannemin karanfil kokusu sarmıştı. Herhalde yas içindeyim diye oluyor bunlar diye düşündüm.
Gözlerim doldu ve gözümden biraz yaş geldi. Anneannem ile beraber bu odada kalmıştık ve yanı başıma gelip bana bakmıştı. O anda bu anı aklıma geldi. Sonra, az önce yatakta ağlayan kadın, bu kez ayakta belirdi. Bu sefer yüzünü görebiliyordum. Evet, bu yüz anneannemin yüzüydü.
